Rüşveti Veren De Alan Da Ateştedir
Ticârî hayatta ve muâmelât sahasında büyük bir fitne olan rüşvet karşısında Müslümanın tutumu nasıl olmalıdır? Hadisi şeriş nasıl uyarıyor?
Ticârî hayatta ve muâmelât sahasında büyük bir fitne de rüşvet günahıdır. Hadîs-i şerifte;
“Rüşveti veren de alan da ateştedir.” buyurulur. (Taberânî; Müntehabü Kenzü’l-Ummal, 2/198-200; et-Tâc, 3/56)
Âmme adına vazife deruhte edenlerin, vazifelerini hakkıyla yapmaları, meşrû talepleri yokuşa sürmemeleri lâzımdır.
İşlerini yaptıracak kişilerin de, kanun ve esaslara riâyet etmeleri, engelleri aşmak için başka yollara tevessül etmemeleri gerekir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir adamı zekât toplamak üzere vazifelendirmişti. Bu zât vazifesini yapıp Rasûlullâh’ın huzûruna gelince;
“–Şu mallar sizindir, şunlar da bana hediye edilenlerdir.” dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- minberde ayağa kalktı ve Allah’a hamd ü senâdan sonra şöyle buyurdu:
“–Allah Teâlâ’nın benim idareme verdiği işlerden birine sizlerden birini vazifeli tayin ediyorum, sonra da o kişi dönüp geliyor ve bana diyor ki:
«–Şunlar size ait olanlardır; şunlar da bana hediye edilenler.»
Eğer o kişi sözünde doğru ise, babasının veya anasının evinde otursaydı da kendisine hediyesi gelseydi ya!
Allâh’a yemin ederim ki; Sizden biriniz haksız olarak bir şey alırsa, kıyâmet gününde o aldığı şeyi yüklenmiş vaziyette Allâh’ın huzûruna çıkar…” (Buhârî, Hiyel, 15, Zekât, 3, Hibe, 17, Cihâd, 189, Eymân, 3, Ahkâm, 24; Müslim, İmâre, 26-27)
Hayber fethedildikten sonra; Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, buradaki arazileri ashâbına tevzî etti. Hayber halkı ise, orada toprağı işleyen ortak olarak bırakıldı. Hasat zamanında, Rasûlullah Efendimiz, Abdullah bin Revâha -radıyallâhu anh-’ı Hayber’e vazifelendirdi.
Hayber arazisini işleyen yahudiler; Hazret-i Abdullâh’ın, vergi tespitinde kendi lehlerine davranması için rüşvet teklif ettiler. Kadınlarının süs eşyalarından onun için bir miktar mücevherat topladılar ve;
“–Bunlar senin, taksim esnasında bizim lehimize davran ve bize göz yum!” dediler.
Abdullah bin Revâha -radıyallâhu anh- ise onlara;
“–Vallâhi birçok menfîlikleriniz sebebiyle size duyduğum buğz, size karşı âdil davranmama mânî olamaz. Sizin bana teklif ettiğiniz rüşvettir. Rüşvet ise haramdır, biz onu yemeyiz!” dedi.
Yahudiler, Abdullah -radıyallâhu anh-’ı takdîr edip:
“–İşte bu adâlet ve doğrulukla gökler ve yer nizâm içinde ayakta durur.” dediler. (Muvattâ, Müsâkāt, 2)
Ticârî hayatın dışında bir de mîras husûsuna çok dikkat etmek gerekir.
Mîras taksimâtının nasıl yapılması gerektiği Kur’ân-ı Kerim’de âyet âyet kat‘î şekilde bildirilmiştir. Bu hükümlerde bir elâstikiyet yoktur. Her hak sahibine, âyette belirtilen pay verilmelidir.
Bu ilâhî tâlimatlara riâyet edilmez de haksızlık yapılırsa bu da bir zulüm ve haram kazanç olur ki vebâli büyüktür. Nisâ Sûresi’nde mîras ahkâmı bildirildikten sonra şöyle buyurulur:
“Kim Allâh’a ve Peygamberi’ne karşı isyân eder ve (mîras ve benzeri hükümlerle koyduğu) hudûdunu aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (en-Nisâ, 14)
Mîras âyetleri cümlesinde, bir de fazîlet zikredilmiştir:
“(Mîrastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar mîras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.” (en-Nisâ, 8)
Kazancın helâliyeti husûsunda dile getirilecek daha birçok ölçü vardır.
- İşçi ve memurlar, kazançların helâliyeti için işlerini titizlikle yerine getirmelidir.
- İşçi çalıştıranlar da alın terinin karşılığını vermeye hassâsiyet göstermelidir.
- Yetim malına, âmmeye ait mallara, vakıf mallarına ve türlü kul hakkına çok titizlik göstermek gerekir.
Hâsılı;
Helâl lokmaya gösterilecek titizlik, ibâdet hayatımıza yansır. Bu da ebedî hayatımızı şekillendirir.
Cenâb-ı Hak, cümlemize helâl ve temiz kazanç nasîb eylesin. Haram ve şüpheli lokmalardan muhafaza buyursun. Âmîn!..
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Kasım, Sayı: 249








YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!