Rûm Suresinin 50. Ayeti Ne Anlatıyor?
Rûm suresi 50. âyette ne anlatılmak isteniyor? Dünya hayatının bir son değil, ebedî hayatın başlangıcı olduğunu bildiren Rûm sûresi 50. âyetinin Arapçası, meali ve tefsirini bu yazımızda bulabilirsiniz.
Rûm sûresi 50. âyette şöyle buyrulur:
Rûm Suresi 50. Ayet Arapça:
فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Rûm Suresi 50. Ayet Meali:
Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak: Yeryüzünü, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter. (Rûm, 30/50)
ÖLÜM SON MU, BAŞLANGIÇ MI?
Bilgi:
Dünya hayatı doğumla ölüm arasında geçen zamandır. Her şeyi hikmetle yaratan Allah, hayatı da bir amaca binaen yaratmıştır. Bu yüzden ölüm bir son değildir. Hayatta iken yapılan iyi ve kötü şeylerin karşılığının görüleceği bir ahiret hayatı vardır. Ahirete iman bütün ilahî dinlerde bir iman esası iken, dünyaya saplanıp kalan inkârcılar ölümün bir son olduğunu ve dirilmenin söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir. Oysa gece ve gündüzün oluşması, mevsimlerin değişmesi, yağan yağmurla yeryüzünün yeşerip hayat bulması öldükten sonra dirilmenin Allah’ın gücü dâhilinde olduğunu gösteren delillerdendir.
Mesaj:
- Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanmak ve bu hayat için iman ve amel-i salih ile hazırlık yapmak gerekir.
- “Her kul öldüğü hâl üzere diriltilir.” (Müslim, Cennet, 83)
Kelime Dağarcığı:
Kadîr/kâdir: Her şeye gücü yeten.
Mevtâ: Ölüler, cansızlar.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Rûm Suresi 50. Ayet Tefsiri:
- Allah odur ki, rüzgârları gönderir; o rüzgârlar da bulutları kaldırır. Sonra Allah o bulutları gökte dilediği gibi yayar ve parça parça dağıtır. Derken bulutların arasından yağmurun boşaldığını görürsün. Allah, o yağmuru dilediği kullarına ulaştırınca, onlar hemen sevinir, yüzleri gülüverir.
- Oysa daha biraz evvel, üzerlerine yağmur yağdırılmadan kısa bir süre önce, tam bir ümitsizlik ve çaresizlik içindeydiler.
- Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine ki, ölümünün ardından yeryüzünü nasıl diriltiyor! Şüphesiz bunu dirilten, ölüleri de kesinlikle diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.
Cenâb-ı Hak bize hem yağmurun oluşumu hem de onun yağmasının öncesi ve sonrasında insanların ruhî durumlarıyla alakalı pek muhteşem ve dikkat çekici bir manzara seyrettirmektedir. Şöyle ki:
Allah Teâlâ önce rahmet rüzgârını gönderiyor, estiriyor. Rüzgâr su buharlarından oluşan bulutları alıp göğe kaldırıyor. Yüce Rabbimiz o bulutları gökyüzünde dilediği gibi yayıyor, hareket ettiriyor, parça parça yapıyor. Çok büyük bulut kitlelerinin semâdaki hareketleri, birleşmeleri ve ayrışmaları ne kadar âheste, ne kadar yumuşak ve huzur verici ve ne kadar muhteşemdir. Derken seyrelen bulutlar arasından hayatın canı ve kanı mesâbesinde olan yağmur yağıyor, şırıl şırıl akıp duruyor. Ancak o, rast gele değil, Allah’ın dilediği yere, dilediği kadar yağıyor. İşte bütün bu muazzam işleri yapan Hak Teâlâ’dır.
Diğer taraftan insanların hâlini seyrediyoruz: Yağmura kavuşan insanlar sevinmeye başlıyorlar, yüzleri gülüyor, neşeleniyorlar. Halbuki yağmur öncesi, belki yağmayacak diye artık neredeyse rahmetten ümitlerini yitirmişler, şaşkın hâle gelmişlerdi. Son olarak Rabbimiz bize, yağmurla beraber yeşeren, hayat bulan yeryüzünü, orada biten ekinleri, rengârenk çiçekleri, bitkileri ve ağaçları seyre davet etmektedir. Böylece yeryüzünü ölümünden sonra dirilten Allah’ın ölüleri de dirilteceğini bize iknâ edici delilleriyle göstermektedir.
Şâir ne güzel söyler:
“İbret gözüyle berk-i dirahtân-ı sebze bak
Huşyâr olana her varakı bir cerîdedir.” (Bâkî)
“Etrafındaki şu yemyeşil ağaçların yapraklarına bir kere ibret gözüyle bak. Göreceksin ki her yaprak sana Allah Teâlâ’nın büyüklüğünü, bir kitap gibi uzun uzun anlatmaktadır. Küçücük bir yapraktaki hayatı inceledikten sonra hâsıl olan hayranlığınla bir de kâinata bakacak olursan, ilâhî azamet ve kudretin ne olabileceğini biraz daha iyi anlayabilirsin.”
Önceki 47. âyette peygamberlikten bahsedilip, hemen arkasından yağmurun söz konusu edilmesinde, ikisi arasındaki ortak noktaya gizli bir işaret vardır. Yağmurun gelişi nasıl insanın maddi dünyası için bir lutuf ve rahmet ise peygamberin gelişi de insanın ruhî dünyası için bir rahmettir. Kuru toprak nasıl yağmurun yağmasıyla uyanıp yeşermeye ve bitkileri yetiştirmeye başlarsa, ruhî ve ahlâkî yönden harap olan insan hayatı da vahyin gelişiyle uyanır ve ahlâkî mükemmellikler ve faziletlerle yeşermeye başlar. Kâfirlerin peygamberlik rahmetini bir müjde yerine kendileri için bir uğursuzluk kabul etmeleri ve ona nankörlük etmeleri sadece kendi kötülüklerine olan bir durumdur.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!