Ramazan'ın İlk Günü Türkiye'deki En Uzun ve En Kısa Oruç Arasındaki Fark 3 Dakika Olacak

Ramazan'ın ilk günü 6 ilde 13 saat 23 dakika ile en uzun, 12 ilde ise 13 saat 20 dakika ile en kısa oruç tutulacak.

Geçen yıl Ramazan'ın ilk günü Sinop'ta 13 saat 56 dakikayla en uzun oruç tutulurken, en kısa süreli oruç 13 saat 47 dakikayla Adana, Hatay, Kilis, Mersin ve Şanlıurfa'da tutuldu. Geçen yıl 9 dakika olan Türkiye'deki en uzun ile en kısa oruç arasındaki fark bu yıl 3 dakikaya indi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Astronomu Gürhan Eren, Ramazan'ın başlayacağı 11 Mart Pazartesi ilk imsakın Iğdır'da saat 04.52'de, son imsakın Çanakkale'de saat 06.02'de olacağını söyledi.

İlk iftarın 18.13'te Iğdır'da, son iftarın 19.24'te Çanakkale'de yapılacağını belirten Eren, Artvin, Kastamonu, Kırklareli, Samsun, Zonguldak ve Sinop'ta 13 saat 23 dakika ile en uzun, Adana, Antalya, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İzmir, Kilis, Mardin, Muğla, Şanlıurfa, Şırnak ve Van'da ise 13 saat 20 dakika ile en kısa oruç tutulacağını bildirdi.

İlk gün bazı şehirlerdeki oruç tutma sürelerinin aynı olmasının 21 Mart'taki ekinokstan kaynaklandığını ifade eden Eren, "21 Mart ekinoksunda gündüz ve gece süreleri ekvatorda eşit olmaktadır. Bu yıl ramazan ayının ilk günü olan 11 Mart'ta Hatay'da oruç tutma süresi 13 saat 20 dakikayken Sinop'ta 13 saat 23 dakika olmaktadır." diye konuştu.

Ramazan'ın son günü olan 9 Nisan'da ilk iftarın Hakkari'de saat 18.42'de, son iftarın ise Edirne'de 19.55'te yapılacağı bilgisini veren Eren, son gün Sinop'ta 14 saat 51 dakikayla en uzun, Hatay'da ise 14 saat 30 dakikayla en kısa süreyle oruç tutulacağını dile getirdi.

Eren, 21 Mart'taki ekinokstan sonra gündüzlerin geceden daha uzun olacağını ifade ederek, Ramazan'ın son gününde ekinokstan 20 gün uzaklaşıldığı için en uzun ve kısa oruç tutan şehirlerin tekrar Sinop ve Hatay olacağını kaydetti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.