Prensip Ne Demek?

Prensip: Temel fikir, temel bilgi, esas anlamlarına gelir.

PRENSİP KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLELER

Bir müslümanın İslâm kültürüne doğru bir şekilde vâkıf olabilmesi de, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yirmi üç senelik nebevî hayâtından
ilham alarak yaşayıp bunun netîcesinde duygu derinliğine ve kalbî kemâle ermesine bağlıdır. Gönül âlemi, Allâh Rasûlü’nden gelen feyizle, yâni müsbet enerji ile dolmak sûretiyle kemâle erer. Zîrâ İslâm prensip ve hükümlerinin en ince teferruâtına kadar sergilendiği yegâne canlı tablo, Varlık Nûru -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nezih hayâtıdır.

*****

Batılı bir mütefekkirin sözleri:
“Hiç kimse Hazret-i Muhammed’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa’ya nasîb olan bütün başarılara rağmen Avrupalıların koymuş olduğu bütün kanun ve nizamlar, İslâm kültürüne göre eksiktir. Biz Avrupa milletleri, medenî imkânlarımıza rağmen Hazret-i Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışta O’nu geçemeyecektir. Ve bu kitap (Kur’ân)
da son derece pratik olduğundan ebediyyen tesirini kaybetmeyecek ve diğer milletleri etrâfında toplayacaktır.” (Johann Wolgang von Goethe)

*****

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ümmetine numûne olmak gibi bir vazîfesinin bulunması sebebiyle, aslında nübüvvet salâhiyeti ile yapmaya muktedir olduğu fevkalâdelikler ile hayâtını idâme ettirmemiş, böyle insan üstü hâlleri nâdiren ve ferdî olarak yaşamıştır. Hayâtını dolduran faâliyetlerin asıl büyük yekûnunu, beşeriyet îcap ve tâkati çerçevesinde gerçekleştirmiştir. Bu sebeple ideal bir tüccar, mükemmel bir âile reisi, fevkalâde bir kumandan veya idâreci olmak isteyen herkes, O’nun hayâtından kendisine rehber edineceği prensipler elde edebilir.

*****

İslâm’ı ruh ve şekil bakımından lâyıkıyla hazmederek onu âdeta bir gül râyihası gibi benliğinin bütün zerrelerine sindirebilmiş bir müslüman,
her şeyden önce rızâ-yı ilâhî istikâmetinde yürümeye çalışan, zarif, derin ve hassas bir denge insanıdır. Ölçülü, prensipli ve istikâmet sahibi bir
kimsedir. Kâmil bir müslümanın, hiçbir mevzuda ölçüsüz, nizamsız ve muvâzenesiz hareket etmesi düşünülemez. Bilhassa da ticârî ve iktisâdî
mevzularda, menfaatinden başka ölçü tanımayan günümüz kapitalist sisteminin, vurdumduymaz ve acımasız zihniyetini asla benimseyemez.

*****

Kelâm ilmiyle iştigâl edenler, vahyin muhtevâsında da olsa, aklın zarûrî prensipleriyle muhâkeme ve mukâyeselerde bulunarak yol almaya çalışmışlardır. Fakat onlar da, aklı vâsıta edindikleri için, ancak onun salâhiyet dairesi içindeki mevzularda faydalı olmuş; aklın ötesindeki mevzularda ruhları tatmin edecek bir imkândan mahrum kalmışlardır.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle