Piri Reis Kimdir?

Piri Reis kimdir? Günümüzde dahi sırrı çözülemeyen haritaları çizen büyük Türk denizcisi ve kartografi; Piri Reis’in hayatı.

Pirî Reis, doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1470 yılları civarında, Gelibolu’da doğdu. Asıl adı Muhyiddin Pirî’dir. Babası Karamanlı Hacı Ali Mehmet’tir.Zamanın meşhur denizcilerinden ve Osmanlı Devleti’nin Akdeniz amirallerinden Kemal Reis’in yeğenidir. İbni Kemal, Gelibolu’da doğup büyüyen çocuklar için şöyle der: “Gelibolu’da doğup büyüyen çocuklar, timsah gibi su içinde büyürler. Beşikleri ecel tekneleridir. Sabah ve akşam gemilerin silsile-i avazesiyle uyurlar.” Pirî de çocukluk yaşını aştıktan sonra, kendisini amcası Kemal Reis’in gemilerinde buldu.

11 yaşından itibaren 14 yıla yakın aralıksız olarak onun bütün seferlerine katıldı. Akdeniz’in bütün ada, körfez ve limanlarını dolaştı. İtalya ve İspanya’ya gitti. Bir süre sonra amcasının donanmasında bir savaş gemisine kaptan olan Pirî, onun bir deniz kazasında vefatından sonra, bir süre Gelibolu’da kaldı ve bu arada dünya haritalarının birincisini hazırladı.

KİTAB-I BAHRİYE ADLI ESER KİME AİTTİR?

Kendisine 1517’de, Mısır fethine katılacak Osmanlı donanmasında filo kumandanlığı görevi verildi. Mısır, Osmanlı idaresine girdikten sonra, bir filo ile İskenderiye’ye giden Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim’i şahsen tanıma imkanı bulan Pirî Reis, hazırladığı dünya haritasını kendisine takdim ederek büyük ilgi gördü. Gelibolu’ya döndüğünde, denizcilikle ilgili topladığı notlarını derlemeye çalışan Pirî Reis, 1523’te, (Kanunî zamanında) Rodos’un fethine katılan donanmada göreve çağrıldı.

1524’te Mısır seyahati sırasında, Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’ya kılavuzluk eden Pirî Reis, bu yolculukta Paşa ile yakından tanışma fırsatı buldu. İbrahim Paşa sefer sırasında, Reis’in hazırladığı ‘Bahriye’ kitabının önemini anladı ve kendisine bu müsveddeleri kitap haline getirmesini tavsiye etti. Pirî Reis seyahat dönüşünde, bu sözlerin de teşvikiyle, kitabını düzenledi ve onu temize çekerek İbrahim Paşa aracılığıyla 1526’da Kanunî Sultan Süleyman’a takdim etti.

KİTAB-I BAHRİYE’DE NE ANLATILIYOR?

Kitab-ı Bahriye’nin asıl konusu, Ege ve Akdeniz kıyıları ve adalarıdır. Piri Reis, Çanakkale’den itibaren hemen hemen bütün Ege ve Akdeniz kıyılarını dolaşmış, her limanda incelemeler yapma fırsatı bulmuş ve Gelibolu’da tuttuğu notları kitap haline getirmiştir. 858 büyük sayfa olan bu hacimli eserinde 223 harita vardır. Sefer sırasında gördüğü her yerin haritalarını da çizerek kitabında neşretti. Eserinin bir yerinde Gökçeada ile ilgili şu satırlar vardır. “... Adanın onarılmış olmasına sebep, Eceovası kıyılarındaki bekçilere haber iletilmesi için alınan tedbirler imiş. Şöyle ki, sözü edilen adadan denizde kaç gemi görülürse gündüz dumanla, geceleri de ateş yakarak işaret gösterirlermiş. Eceovası kıyısındaki gözcüler de Gökçeada’dan verilen işaretlere göre Rumeli yakasına işaret verip, bu işaretler bir saat içerisinde İstanbul’a ulaşırmış....”

AMERİKA’NIN EN ESKİ HARİTASI

Pirî Reis, birinci dünya haritasından 15 yıl sonra, 1528’de ikinci bir dünya haritası çizdi. Ancak bu haritanın elimizde bulunan kısmı, haritanın sadece sol üst parçasından bir köşedir. Büyüklüğü 68x69 cm’dir. Kenarlarına renkli süsler yapılmıştır. Harita tekniği bakımından devrin deniz haritalarının en ileri örneği sayılan bu eserde rüzgar gülleri (en ileri pusula kadranlarıdır, kuzeye göre konulmuştur) ve yönleri çok sık çizilmiştir. Bu haritanın kapsadığı kısım, Atlas okyanusunun kuzeyi ile Kuzey ve Orta Amerika’nın o sıralarda yeni keşfedilmiş sahilleridir. Bu harita, gerek zamanı, gerekse haritacılık tarihi bakımından, Türk bilim hayatı için büyük değer taşımaktadır. Bugün Amerika’nın en eski ve coğrafi durumuna en uygun haritası Piri Reis’e aittir.

PİRİ REİS NEDEN İDAM EDİLDİ?

Pirî Reis, 1547’de Kızıldeniz ve Hint Kaptanlığı görevine getirildi. 1548’de Aden’i aldı. Bölgeyi Portekizlilerden temizledi. 1551’de Hürmüz seferine çıktı. Bu büyük denizci ve bilim adamımız, 1554’de büyük bir entrikaya kurban giderek 84 yaşında iken Mısır’da idam edildi. Kâtip Çelebi, ilk deniz tarihi kabul edilen ünlü eserinde, “Pirî Reis’in katlinin haksız yere olduğu bilahare meydana çıkmıştır. Sebepleri çoktur. En önemlisi Kubat Paşa’ya (zamanın Basra valisi) para yedirmemesidir. Zamanın rezaletine kurban gitmiş çok ender yetişir bir vücuttur.” ifadesini kullanır.

BİR DEVRİN SİMGESİ

Mimar Sinan nasıl ki bir devrin simgesi ise, Pirî Reis de bir başka açıdan devrinin bir simgesidir. Osmanlılar, Akdeniz hakimiyetini yalnızca askeri gücüyle kazanmamıştır. Meselâ bir Pirî Reis, Akdeniz limanlarını teker teker dolaşmış, bu bölgenin, deniz, ada ve limanlarının haritalarını çıkarmış, bölge hakkında geniş bilgiler vermiştir. Yani Osmanlı’nın askeri başarıları her zaman bilimle desteklenmiştir. O çağlarda Avrupa’daki bilgiler derme çatma iken, Pirî Reis seferleri sırasında elde ettiği bilgileri, önce Osmanlı denizciliğinin, sonra da dünya denizciliğinin hizmetine sunmuştur.

Ana dili olan Türkçe’nin dışında, Rumca, İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce de bilen Piri Reis, Kitab-ı Bahriye’sinin 6. sayfasında şöyle söyler: “... Bu fenni bilen kardeşler, bu kitabı inceler ve işlerinde kullanırlarken, beni hayır duadan unutmayalar.” Devrinin en büyük bilim adamlarından biri olan Pirî Reis, Kitab-ı Bahriye’sinde (Denizcilik Kitabı): Dime gör bu, değme kişi işidir. Kılca farketmez bile siz kim işan, diyerek harita yapmanın büyük bir bilgi ve ihtisas işi olduğuna işaret ettikten sonra, Kılca yanılsa bunu ehl-i fünun Şöyle bil yanlış olur cümle burun Gelmez ol pergale hem dahi mile Yanlış olur kim alur anı ele İfadesini kullanarak, haritacılıkta yapılan en küçük bir yanlışlığın haritayı istifade edilemeyecek bir hale getireceğini anlatır. Haritasının içine yazdığı notlardan birinde bu haritayı yapabilmek için, 34 kadar haritadan faydalandığını yazar ki, bu haritaların büyük kısmı yine İslâm denizcilerine aittir.

Kaynak: Can Alpgüvenç, Altınoluk Dergisi, Sayı: 230

İslam ve İhsan

SAHİLE VURAN DENİZYILDIZLARI

Sahile Vuran Denizyıldızları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • fazla uzun ama güzel

    Çok iyi

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.