Peygamber Efendimiz İnsanlara Nasıl Tebliğ Ediyordu?
Abdullah Sert Hocaefendi, Kur’an’ın tebliğde zorlamayı reddeden ilâhî ölçülerini ve Peygamberimizin (s.a.v.) rahmet dolu davet metodunu bugünün insanına yeniden hatırlatıyor.
PEYGAMBER EFENDİMİZ İSLAM'A NASIL DAVET EDERDİ?
İslâm, müminlere dine ve dünyaya ait bütün işlerde taassup ve ifrat göstermeyerek tahammüllü olmayı emrediyor. Hain veya muharip olmamak şartıyla –isterse gayrimüslim olsun– herkese karşı rıfk, yani yumuşak huylulukla muamele etmeye teşvik ediyor.
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz halkı 23 yıl boyunca dine davet etmişti. O Resûl-i Muhterem, insanları İslâm’a hikmetle ve beliğ mev’izelerle davet etmekte; münakaşa anında da en mutedil tarzı tutmak hususunda insanlar için en mütekâmil bir numûne-i imtisâl, bir güzel örnekti.
O, şefkatti ve baştan sona rahmetti.
Sevgili Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında Kur’ân-ı Kerîm, Resûl-i Zîşân -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin ne kadar tahammüllü davrandığını; bütün işlerde ne büyük bir rıfk, incelik, nezaket ve lütufkârlıkla hareket ettiğini gösteren ilâhî emirleri beyan ettiği gibi; siyer kitapları da bu hususta öyle bilgiler verir ki, insan artık Peygamberimizin istibdat ve taassup gibi şeylerden ne kadar uzak bulunduğunu tartışmasız bir hakikat olarak görmüş olur.
Bu hususa dair bazı ayetleri şöyle sıralayabiliriz:
Gaşiye Sûresi:
“Hatırlat! Zira sen ancak bir hatırlatıcısın; onların üzerine zorlayıcı değilsin.” (Gâşiye, 21-22)
Kehf Sûresi:
“Onları zorla doğru yola getirecek değilsin ey Peygamber!” (Kaf, 45)
Ankebût Sûresi:
“Ehli kitap ile münakaşa ederken, en güzel olan tarz hangisi ise onunla münakaşa edin.” (Ankebût, 46)
Nahl Sûresi:
“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et; onlarla münakaşa edeceksen en güzel yolu seç. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da bilir, doğru yolda olanı da en iyi bilir.” (Nahl, 125)
Bakara Sûresi:
“Dinde zorlama yoktur. Artık doğru yol, sapıklıktan tamamen ayrılmıştır.” (Bakara, 256)
Nisâ Sûresi:
“Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya eğlence yerine konduğunu duyduğunuzda, başka bir söze dalana kadar onların yanında oturmayın.” (Nisâ, 140)
Kâfirûn Sûresi:
“Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam… Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kâfirûn, 6)
Âl-i İmrân Sûresi:
“Ey ehli kitap! Gelin, aramızda ortak bir kelimede buluşalım: Allah’tan başkasına tapmamak, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak…” (Âl-i İmrân, 64)
Mâide Sûresi:
“Ey iman edenler! Siz yalnız kendinize bakın. Siz doğru yolu tuttuğunuz sürece başkasının sapıklığı size zarar vermez.” (Mâide, 105)
Şûrâ Sûresi:
“Allah’ın davetini kabul ettikten sonra hâlâ İslâm’a karşı konuşanların delilleri Allah katında bâtıldır.” (Şûrâ, 16)
Nisâ Sûresi (diğer ayet):
“Hak ortaya çıktıktan sonra Peygambere muhalefet eden ve müminlerin yolundan başkasını tutan kimseyi, gittiği yolda bırakır ve ahirette cehenneme sokarız.” (Nisâ, 8)
Şûrâ Sûresi (son ayet):
“Eğer sana karşı gelirlerse, ‘Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim’ de.” (Şûrâ, 48)










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!