Ölümcül Parazit İçin İlk ‘sıtma Aşısı’ Geliyor

Özellikle Afrika ülkelerinde her yıl 429 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan sıtmaya karşı geliştirilen ilk aşı çalışmalarından olumlu sonuçlar elde edildi.

Dünyada ilk kez geliştirilen ve 3 yıldır hastalığın sık görüldüğü Gana, Kenya ve Malawi'nin de aralarında bulunduğu 7 ülkede yürütülen Faz-3 çalışmasının sonuçları, aşılı çocukların ölümcül hastalığa karşı korunduğunu ortaya koydu.

İlaç ve aşı firması GlaxoSmithKline’nın (GSK) Brüksel'deki tesisinde düzenlenen “Aşı Üretim Aşamaları ve Geleceğin Aşılarını Geliştirmek” başlıklı bilimsel toplantıda, dünyada genelinde yürütülen ilk aşı çalışmaları, geleceğin aşıları, Ar-Ge faaliyetleri ve üretim aşaması alanında bilgilendirme yapıldı.

SITMAYA YOL AÇAN PARAZİT

Dünyada ilk kez sıtma alanında geliştirilen aşının sonuçları hakkında konuşan Ar-Ge Direktörü Yannick Vanloubbeeck, sıtmaya yol açan parazitin, böcek ısırması sonucunda insan vücuduna girdiğini ve karaciğere yerleştiğini anlattı.

Parazitin, karaciğere yerleştikten sonra kendini değiştirerek tekrar kana karıştığını belirten Vanloubbeeck, “Yapısı değişen parazitin kana girmesiyle birlikte hastalık kendini gösteriyor. Hastalık tedavi edilemediğinde özellikle çocuklarda ölümcül sonuçlar doğuruyor.” dedi.

Vanloubbeeck, alt sahra bölgesindeki Afrika ülkelerinde her saat başı bir çocuğun sıtmadan dolayı hayatını kaybettiğine dikkati çekti.

“750 BİN ÇOCUK ÜZERİNDE PİLOT UYGULAMAYA DEVAM EDİYOR”

Yıllarca ölümcül etki gösteren parazitin savunma mekanizmasını yıkabilmek için bilim insanlarının çare aradığını belirten Vanloubbeeck, karmaşık bir organizma olan parazitin olumsuz etkisinin ortadan kaldırılabilmesi için tıbbi ilaçlar üzerinde çalışıldığını ancak hastalığı önleme ya da tedaviye yönelik bir sonuç elde edilemediğini vurguladı.

Vanloubbeeck, sıtma alanında 1980’li yılların sonunda aşı geliştirme çalışmalarına başlandığını dile getirerek, şunları belirtti:

“1980’li yılların sonunda başlanan aşı çalışmaları, Plasmodium parazitinin insan vücuduna hemen uyum sağlaması ve bağışıklık tepkilerinden kaçması sonucunda uzun zaman sonuç vermedi. Plasmodium parazitinin beş farklı türünün neden olduğu hastalıktan korunmak ve olası ölümleri önleyebilmek için aşı geliştirme çalışmalarına 1985 yılında tekrar başlandı.

Dünyada ilk kez geliştirilen sıtma aşısı geliştirilmesi için 7 Afrika ülkesinde Bill&Melinda Gates Vakfı ile ortak çalışma yürütüldü. Afrika ülkelerinde bebeklerin yaşamını yitirmesine yol açan öldüren parazite yönelik aşı geliştirilmesi için çalışıldı. Yaklaşık 30 yıllık bir araştırmadan sonra Afrika'da çocukları sıtmadan korumaya yardımcı olan bir aşı geliştirildi.”

RUTİN UYGULANAN AŞI TAKVİMİ

Geliştirilen sıtma aşısının ölümcül etki gösteren hastalığın en çok görüldüğü Gana, Kenya ve Malawi'nin de aralarında bulunduğu 7 ülkede çocuklara uygulandığını aktaran Vanloubbeeck, “Faz-3” olarak isimlendirilen klinik aşamadan başarılı sonuçlar ele edildiğini söyledi. Vanloubbeeck, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bu üç ülkede 750 bin çocuk üzerinde pilot uygulamayı sürdürdüğünü, aşının çocuklar için rutin uygulanan aşı takviminde yer aldığını bildirdi.

Vanloubbeeck, sıtma aşısının iki ayrı yaş kategorisinde toplam 16 bin bebekte uygulandığını anlatarak, bu kategorilerden birinin 8-12 haftalık bebekleri, diğer kategorinin ise 5-17 aylık bebekleri kapsadığını söyledi.

Aşının etkinliğinin 5-17 aylık bebeklerde daha yüksek çıktığının altını çizen Vanloubbeeck, “Aşılama ile 5-17 aylık bebeklerde etkinlik oranı yüzde 50, 8-12 haftalık bebeklerde ise oran yüzde 30 olarak tespit edildi.” dedi.

Vanloubbeeck, 350 milyon dolarlık yatırım yapılan ve kar amacı güdülmeyen aşının son fazına kadar 260 milyon dolar daha harcanmasının öngörüldüğünü dile getiren Vanloubbeeck, şunları dile getirdi:

“Sıtmanın en çok görüldüğü kıta olan Afrika'da ölümlerin çoğunu çocuk ölümleri oluşturuyor. Sıtma aşısı deneme programının fonu Gavi, Vaccine Alliance, AIDS, Tüberküloz ve Sıtmayla Mücadele Küresel Fonu, DSÖ ve GSK'nın aralarında olduğu kuruluşlar tarafından karşılanıyor.”

Kayna: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.