Nefes Alamamanın Ne Demek Olduğunu Öğrendim

Kırıkkale'de görev yapan Araç, hastalığı kaptığı dönemde nöbetlerinin yoğun geçtiğini ve genellikle pozitif vakalara gittiklerini söyledi.

Kırıkkale'de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanıp hastanedeki 25 günlük tedavi sürecinin ardından görevine dönen paramedik Onur Araç, yaşadıklarını anlattı.

İl Ambulans Servisi Başhekimliğinde görevli, Kırıkkale Ulusal Medikal Kurtarma Ekibinde (UMKE) yer alan 32 yaşındaki Araç, hastalığı kaptığı dönemde nöbetlerinin yoğun geçtiğini ve genellikle pozitif vakalara gittiklerini söyledi.

Nöbetinin yoğun geçtiği bir günde rahatsızlandığını anlatan Araç, "O gün içimden bir his hastalığı kaptığımı söyledi. Sonra ikinci nöbette bel ve baş ağrısı, titreme, ateş başladı. O gün test yaptırdım. 30 Kasım'da test sonucumun pozitif çıktığını nöbette öğrendim. Hemen nöbetten çıkarak misafirhaneye geçtim. Ailemi görmedim ve şükür onlara bulaştırmadım." dedi.

"Lavaboya bile gidemedim"

Araç, ilk 3 günü karantinada geçirdiğini ancak ateşinin düşmediğini ve tedavisine hastanede devam edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Hastanede de ilk 7 gün ateşim düşmedi ve sonra nefes alamamaya başladım. Nefes alamamak gerçekten çok kötü bir şey. İlk tedavi sürecinden bir yanıt alamadık. Yatağa, oksijene bağımlı kaldım. Yatakta dönemiyordum. Lavaboya bile gidemedim. 'Sadece yatakta yatıp, oksijen alacaksın' denildi. O süreç çok kötüydü. Nefes alamamanın ne demek olduğunu orada öğrendim. '100 hastaya gitseydim de bu hastalığa yakalanmasaydım' diyorum. Hiçbir şey yapamıyorsunuz ve hayat öyle devam ediyordu."

"Akciğerde hafif sıkıntı var, bunun da 6-7 ay süreceği söylendi"

Yaklaşık 1 aylık tedavinin ardından doktorların sayesinde hastalığı atlattığını anlatan Araç, hala eskisi gibi nefes alamadığını belirtti.

Sigara ve alkol kullanmadığını vurgulayan Araç, "Hastalıktan çok etkilendim, maalesef en ağır atlatanlardan biriyim. Nöbette, evde tedbirlere çok dikkat ediyordum ancak hastalığa yakalandım. İnsanlar da maske, mesafe ve hijyen kurallarına çok dikkat etsin. Çok aktif, arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan biriyim. Şu anda o işleri yapamıyorum. Az bir efor sarf ettiğim zaman bile sıkıştırıyor. Akciğerde hafif sıkıntı var. Bunun da 6-7 ay süreceği söylendi. İnşallah onu da atlatacağız." diye konuştu.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.