Nasıl Bir Namaz Kılmalı?
Namaz sadece seccadede mi kalıyor, yoksa kalbinizde de bir hâl bırakıyor mu?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, namazın kalpte derinleşmeden gerçek anlam kazanamayacağını vurguluyor.
GERÇEKTEN NASIL BİR NAMAZ?
Nasıl bir namaz?
Bu; sadece seccadede ve halıda kalan bir namaz değil.
Secdede göklerle buluşan ve bütün hayatı Kur’ân ile kuşatan bir namaz bu.
Ömrü Hazret-i Peygamber’in yaşayışı ile de dolduran bir namaz bu.
Namazlarını böyle kılanlar görürler ki: Rasûlullah Efendimiz’in ömrü boyunca üç günlük bir tatili bile yoktu. Ne kadar yorulursa yorulsun, Peygamber Efendimiz - sallallahu aleyhi ve sellem-, ancak ibâdetlerle dinleniyordu. En ağır yorgunlukları da üzerinden ancak namaz ile atıyordu.
Âyet-i kerîmede buyurulur: “Ey îmân edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin... (Allâh’a ilticâ edin.)” (el-Bakara, 153)
Bu âyeti ömrü boyunca en güzel şekilde yaşayan Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem-, en dar durumlarda bile ancak en mükemmel muâmelât ve en güzel ahlâkı neşretmekle rahatlıyordu. İnsanlığın hidâyetine ve ümmet-i Muhammed’in takvâsına vesile olmakla huzur buluyordu.
Bir gün Afrika menşeli bir talebe geldi. Benden duâ istedi. Umumiyetle gençlerin duâ talepleri; iş, tahsil veya evlilik gibi hususlarda olur. Lâkin bu delikanlının talebi şuydu: “‒Efendim duâ edin, Allah bana namazı çok sevdirsin!”
İlk defa böyle bir taleple karşılaşmıştım. Demek ki bu genç; namazda derinleşiyordu, bir mânevî lezzet içindeydi ve namazı daha fazla bir aşk ve huşû hâlinde edâ etmeyi, yani Hazret-i Peygamber’in tarif ettiği ve sâlih gönüllerin kıldığı kıvamda bir namaz kılabilmeyi candan istiyordu.
Hazret-i Mevlânâ da kıldığı namazdan duyduğu vecdi herkesin tatmasını istediği için şöyle bir tavsiyede bulunur: “Öyle bir abdest al ki, hiç bozulmasın! Öyle bir namaz kıl ki, hiç bitmesin!”
İşte o genç böyle bir namazın peşinde, derdinde ve aşkındaydı.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!