Namaz ve Zekât Toplumu Ayakta Tutabilir mi?
Asr-ı Saâdet’in huzurlu ve güçlü toplumu nasıl şekillendi? Namaz ve infak gerçekten bir medeniyeti ayakta tutabilir mi?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Asr-ı Saâdet medeniyetinden öne çıkan bazı özellikleri ve fârikaları anlatıyor.
NAMAZ VE ZEKÂT: TOPLUMU AYAKTA TUTAN İKİ GERÇEK
–Asr-ı saâdet, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in feyiz ve rûhâniyetinden hisse alan ashâb-ı kirâmın sergilediği müstesnâ bir fazîletler medeniyetiydi.
O medeniyette dikkat çeken şu iki gerçeğin tekrar tekrar altını çizmeli:
Birincisi, ferdi mükemmelleştiren bir namaz.
İkincisi, toplumu ayakta tutan zekât ve infak.
Hakikaten; Asr-ı saâdette öyle bir namaz vardı. Sahâbe efendilerimize en güzel sığınak namazdı. Namaz onlara öyle bir barınak ve istinadgâh idi ki; ashâbın arasında hiçbir psikiyatrik ve psikolojik rahatsızlık görülmüyordu.
Kezâ; Asr-ı saâdette öyle bir zekât ve infak vardı ki, insanlarda müthiş bir vicdan derinliği meydana getiriyordu. Muhtaçların elinden tutulan ve çaresizliklere çare olunan bir toplumda ancak huzur meydana geliyordu. Hiçbir sosyal patlama olmuyordu, hiçbir dram yaşanmıyordu. Varlık sahibi; merhametliydi, vicdan huzuruna sahipti. Darlıkta olan da kendisine sahip çıkılması karşısında hamd ve şükür içindeydi, kanaatkârdı, rızâ hâlinde idi.
İşte; bu şekilde o fazîletler medeniyeti, İslâm’ın göz nûru bir medeniyet oldu.
Bu istikamette gayret eden; başlarına taç konulacak anne-babalara ne mutlu! Âhirette nice lütuflara mazhar olacak hocalara ne mutlu!
Cenâb-ı Hakk’ın cennetteki sonsuz nimetlerine nâil olacak yardım ehli gönüllere, o cömert ve güzel mü’minlere ne mutlu!
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!