MUHADDİS KİME DENİR? MUHADDİS KİMDİR?

Muhaddis: Hadis âlimi. Hadis nakil ve rivâyet eden kimse anlamlarına gelmektedir.

MUHADDİS KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLELER

Büyük muhaddis Hakîm et-Tirmizî, Allah dostlarının da dâimâ zikrullâh üzere bulundukları için mânen Ehl-i Beyt’ten sayıldıklarını, lâkin bunun sulbî bir yakınlık olmayıp, kalbî ve mânevî bir yakınlığı ifade ettiğini bildirir. “Zîrâ Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Allâh’ın zikrini îkâme edip insanların kalbine yerleştirmek için gönderilmiştir.” der. (Hakîm et-Tirmizî, Kitâbu Hatmi’l-Evliyâ, s. 345-346)

*****

Ümmetine her bakımdan numûne-i imtisâl olan Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in beyan buyurduğu hayat düsturları ne kadar yüksek bir ahlâkın tezâhürüdür.

Muhaddisler O’nun yüce ahlâkını şu şekilde tasnif etmişlerdir:

1. Açıkta ve gizlide Allah -celle celâlühû-’dan korkmak.
2. Rızâ (hoşnutluk) ve gazab (kızgınlık) hâllerinde dahî adâletten ayrılmamak.
3. Zenginlikte ve fakîrlikte iktisâdı ve îtidâli elden bırakmamak.
4. Akrabâ, alâkasını kesse bile, onlarla alâkayı kesmemek.
5. Kendisini mahrum edene dahî ihsân etmek.
6. Kendisine zulmedene bile af ile muâmele etmek.
7. Sükûtunun tefekkür olması,
8. Konuşmasının zikir (Allâh’ı anmak) olması,
9. Nazarının ibret olması... (İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, XVI, 252/5838)

*****

Hakîkaten, gerçek sultanlık budur… Çünkü maddî sultanlıklar, bir gün mutlakâ bitip gidiyor. Fakat gönül sultanlığı, ölümden sonra bile aynı
ihtişâmıyla gönüllerde devam ediyor. İnsanlık, o gönül sultanlarına dâimâ ihtiyaç duyuyor, onları arıyor ve onların nurlu izinde yürüyor. Üzerlerinden asırlar geçmesine rağmen hâlâ Bahâüddîn Nakşibend, Abdülkâdir Geylânî, Yûnus Emre, Mevlânâ, Hüdâyî ve emsâli Hak dostlarına müstesnâ bir alâka duyuluyor. İslâmʼa hizmet eden büyük muhaddisler, müfessirler, mezhep imamları ve ehl-i tasavvufu Cenâb-ı Hak unutturmuyor.

*****

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, yine zamanın meşhur muhaddislerinden Babanzâde Ahmed Naîm Efendi, edebiyatçı ve Mesnevîhan Tâhiru’l-Mevlevî gibi pek çok muhterem zâtın rahle-i tedrîsinde bulunur. Ömer Nasûhi Bilmen, Bekir Hâki Efendi, Mustafa Âsım Yörük ve Hacı Cemal Öğüt
gibi kıymetli âlimlerin ilim meclislerine devam eder. Tasavvufa ilgi duymaya başladıktan sonra, Sarıyerli Nûri Efendi, Abdülhay Efendi, Seyyid Şefik Arvasî, Ali Haydar Efendi, Süleyman Hilmi Tunahan ve Said Nursî gibi dönemin önde gelen mâneviyat ricâline sık sık ziyaretlerde bulunur, bir kısmının da hizmetlerini görüp duâlarını alır.

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle