Mescid-i Aksa'ya Giriş Yeniden Yasaklandı

İşgalci İsrail polisinin Mescid-i Aksa'ya girişlere yaş sınırlaması getirmesi, iki haftanın ardından Harem-i Şerif'te cuma namazı kılmak isteyen Filistinli Müslümanlar için büyük bir engele dönüştü. İsrail, Cuma namazı için Mescid-i Aksa'ya 50 yaş altı Müslümanların girmesini yeniden yasakladı

İsrail polisinin Mescid-i Aksa'ya girişlere yaş sınırlaması getirmesi, iki haftanın ardından Harem-i Şerif'te cuma namazı kılmak isteyen Filistinli Müslümanlar için büyük bir engele dönüştü.

Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinin çevresine kontrol noktaları kuran İsrail polisi, 50 yaşın altındaki Müslüman erkeklerin mescide girişine izin vermedi. Filistinli Müslümanlar Eski Şehrin Sahire Kapısı'na çıkan Selahaddin Caddesi ile Şam Kapısı'na çıkan Nablus Caddesi'nde namaz için saf tutmaya başladı.

MESCİT BİZİM AMA GİRMEMİZE ONLAR ENGEL OLUYOR

Sabah saatlerinde El-Halil kentindeki evinden çıkarak Mescid-i Aksa'nın yolunu tutan Eşref Manasıra, İsrail polisinin güvenlik noktasına takılarak mescide ulaşamayınca gözyaşlarını tutmakta zorlandı.

Yaşadıklarını anlatan Manasıra, "İki hafta boyunca burası ile irtibattaydık. Bugün cuma namazını kılmak için direndik. Ben El-Halil'den buraya geliyorum. Sırf Batı Şeria kimliğim olduğu için Aksa'ya sokulmuyorum. 42 yaşındayım, iznim var, ancak benden küçük çocuk yaştaki bir İsrail polisi benim buraya girmeme izin vermiyor." dedi.

Bir Filistinli olarak İsrail'in bu uygulamalarından bıktığını ifade eden Manasıra, "Patlamak üzereyiz. Siz görüyorsunuz halimizi, bize hep bunu yapıyorlar. Bu mescit bizim, onların değil ki. Dürzi Arap polis beni buraya sokmuyor, diğeri de gelip ona başka bir dille 'onu buradan kovun gitsin' diyor. Biz Aksa'mızda namaz kılmaya geldik." diye konuştu.

MESCİD-İ AKSA TÜM MÜSLÜMANLARI TEMSİL EDİYOR

Kontrol noktasından geçmeyi başaran Filistinli Zarife Ebu Sbitan ise "Engellere, zorluklara ve kontrol noktalarına rağmen Mescid-i Aksa'ya gitmeye çalışıyoruz. Her türlü yasaklara maruz kalıyoruz. Buraya gelene kadar üç ayrı kontrol noktasından geçtim." dedi.

Ebu Sbitan Mescid-i Aksa'nın Müslümanlara ait olduğunu vurgulayarak, "Aksa bizimdir, namaz kılmaya, ibadet etmeye geldik, onların değil burası. Kudüs bizimdir, Aksa bizimdir." ifadelerini kullandı.

İsrail polisinin kontrol noktasından geçmeyi başaran bir diğer Filistinli Said Misk de "İslam dünyasına yardım çağrısında bulunan Misk, "Mescid-i Aksa terk edilemez, burası tüm Müslümanları temsil ediyor. Biz ümmetin buradaki kurbanlarıyız. Bizim maddi desteğe değil, fiili manevi desteğe ihtiyacımız var. Durumumuz çok kötü." dedi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.