Meme Kanserinden Koruyan Yedi Tavsiye

Meme kanserinin görülme sıklığı her geçen gün arttığı gibi görülme yaşı da  giderek düşüyor. Durum, ülkemiz için endişe verici boyutta. Öyle ki genç yaştaki meme kanseri hastaları onkoloji kliniklerinde çare arıyor. Dolayısıyla hastalıktan korunmak için alınacak önlemler daha fazla önem kazanıyor.

Genetik yatkınlık, erken adet olmak ve geç menopoza girmek gibi meme kanserinde etkili olan faktörleri değiştirmek mümkün değil. Ancak değiştirilebilecek risk faktörleri de var.

Meme kanserini önlemenin mümkün olduğunu ifade eden Genel Cerrah Prof. Dr. Vahit Özmen, kadınlara şu tavsiyelerde bulundu...

1- Kilo kontrolü yapın: Vücut kitle endeksini 25’in altında tutun. Yani ağırlığınız, boyunuzun karesine bölündüğü zaman 25’i geçmesin. Kanser tanısı aldıktan sonra da kilo almayın çünkü östrojen yağ dokusunda üretilir.

2- Haftada toplam 5-6 saat mutlaka egzersiz yapın: Hızlı yürüyün, yani haftada en az 4-5 gün hızlı tempoyla günde 1 saat yürüyüş yapın.

3- Beslenmenize dikkat edin: Çok doymadan sofradan kalkın. Karbonhidrat yok, şeker yok, bal çok sınırlı. Yumurta yenebilir, haftada iki gün yağsız kırmızı et tüketin. Meyve ve sebzeyi mutlaka mevsiminde yiyin. Meyve tüketiminde aşırıya kaçmayın, ölçülü olun. İnsülin direnciniz varsa, kontrol altında tutun.

4- Stresi kontrol altına alın: Takıntılarınızdan kurtulun. Bunun için kendinizle mücadele edin. Vücudu bu etkilerden korumanın en iyi yolu da düzenli spor yapmaktır. Spor yaparken her şeyi unutursunuz.

5- Kaliteli uyuyun: Düzenli olarak günde en az 6-7 saat uyuyun.

6- Düzenli bir yaşamınız olsun: Yemek saatiniz, uyku saatiniz, spor saatiniz belli olsun.

7- Sizi mutsuz eden, strese sokan kişilerden uzak durun, onları hayatınızdan çıkarın. Hak etmeyenlere hiçbir zaman değer vermeyin.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.