Mehmet Zihni Efendi Kimdir?

Mehmet Zihni Efendi kimdir? Son devir Osmanlı âlimi, müderris; Mehmet Zihni Efendi’nin hayatı ve eserleri.

Mehmet Zihni Efendi, 10 Temmuz 1846’da İstanbul’da doğdu. “Zihnî” mahlası çok zeki ve kavrayışlı olmasından dolayı hocası tarafından verilmiştir. Babası Kaymakam Mehmet Reşid Efendi, annesi Güzide Gülsüm Hanım’dır. Küçük yaşta Kur’an’ı ezberledi ve cami derslerine devam etti. Hocaları bilinmemekle birlikte ciddi bir öğrenim gördüğü eserlerinden anlaşılan Mehmet Zihni Efendi ulûm-i âliye (medrese öğretim üyeliği) şehâdetnâmesi aldı. 1864 yılında Bâbıâli Meclis-i Vâlâ Mazbata Odası’na mülâzım oldu. Bir süre sonra Matbaa-i Âmire Takvîm-i Vekāyi‘ kâtiplik ve musahhihliğine getirildi. Burada on yıl kadar çalışarak birçok dinî ve edebî eserin hatasız bir şekilde basılmasını sağladı. 1877 yılında Hasan Râsim Paşa’nın çocuklarına öğretmenlik yapmak üzere üç aylığına İskenderiye’ye gitti. Ardından Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi ulûm-i Arabiyye ve dîniyye muallimliği, Mekteb-i Mülkiyye usûl-i fıkıh muallimliği, Tedkīk-i Müellefât Komisyonu üyeliği, Meclis-i Kebîr-i Maârif üyeliği, Maarif Nezâreti Encümen-i Teftîş ve Muâyene üyeliği ve başkanlığı görevlerinde bulundu. 1906 yılında Mekteb-i Mülkiyye’deki müderrislik görevinden istifa ettiyse de Meclis-i Kebîr-i Maârif’teki vazifesi devam etti. 1908 yılında yaş haddinden emekliye ayrılması gerekirken Meclis-i Vükelâ kararıyla görevini sürdürdü. Halvetiyye-Şâbâniyye tarikatı şeyhi Necib Efendi’ye intisap eden Mehmet Zihni Efendi, Meclis-i Kebîr-i Maârif üyesi iken 16 Aralık 1913 tarihinde İstanbul’da vefat etti ve Küplüce Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Mehmet Zihni Efendi okuduğunu iyi anlayan, eleştiren, dikkatli ve düzenli yazan bir âlimdi. Üstlendiği görevleri hakkıyla yerine getiren, şahsî hayatında dürüstlükten ayrılmayan nazik bir insandı. Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde ve Mekteb-i Mülkiyye’deki hocalığı sırasında çığır açıcı öğretimi sayesinde birçok değerli talebe yetiştirdi. Babanzâde Ahmed Naim, Ali Nazîma, Kenan Rifâî, Hanbelîzâde Muhammed Şâkir ve Abdülhak Şinasi Hisar bunlardan bazılarıdır.

MEHMET ZİHNİ EFENDİ’NİN ESERLERİ

Mehmet Zihni Efendi’nin eserlerinden bazıları:

A) Arap Dili ve Öğretimi. 1. el-Müntehab fî ta‘lîmi lugati’l-Arab. 2. el-Muktedab mine’l-Müntehab fî ta‘lîmi lugati’l-Arab. 3. el-Müşezzeb. 4. el-Muktedab. 5. el-Müşezzeb fî sarfi ve nahvi lisâni’l-Arab. 6. el-Kavlü’l-ceyyid fî şerhi ebyâti’t-Telhîs ve şerhayhi ve hâşiyeti’s-Seyyid. 7. Kitâbü’t-Terâcim. 8. Feyz-i Yezdân Tercüme-i Nasîhatü’l-ihvân. 9. Atvâku’z-zeheb Tercümesi.

B) İslâmî İlimler. 1. Nimet-i İslâm. Eserin birinci kısmında akaidle ilgili çok kısa bir girişten sonra tahâret, namaz, oruç ve zekât konuları, ikinci kısımda hac, avlanma, hayvan kesimi, kurban ve akîka bahisleri işlenmiştir. Üçüncü kısım Münâkehât ve Müfârakât adıyla hazırlanmış olup fıkhın nikâh, talâk, eymân ve radâ‘ bölümlerini içermektedir. Eser müellife büyük şöhret kazandırmıştır. 2. Usûl-i Fıkıh. 3. Elgāz-ı Fıkhiyye. 4. Hanımlar İlmihali. 5. Kızlar Hocası (Küçük Hanımlar İlmihali). 6. el-Muhtasarât fî mesâili’t-tahârât ve’l-ibâdât. 7. el-Hakāik mimmâ fi’l-Câmii’s-sagīr ve’l-Meşârık min hadîsi hayri’l-halâik. 8. el-Kavlü’s-sedîd fî ilmi’t-tecvîd. 9. Tuhfetü’l-erîb fi’r-reddi alâ ehli’s-salîb Tercümesi. 10. el-Münkızu mine’d-dalâl Tercümesi. 11. Sihâmü’l-İsâbe fî kenzi’d-daavâti’l-müstecâbe Tercümesi.

C) Biyografi. 1. Meşâhîrü’n-nisâ. 2. Buğyetü’t-tâlib fî tercemeti Tuhfeti’r-râgıb.

D) Tashih ve Ta‘likleri. Sahîh-i Buhârî; Sahîh-i Müslim (“Kitâbü’l-cihâd”ın kırk üçüncü babı “Gazvetü Hayber”e kadar).

Kaynak: DİA

İslam ve İhsan

ORTAÇAĞ’A DAMGA VURMUŞ MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARI

Ortaçağ’a Damga Vurmuş Müslüman Bilim Adamları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.