Lisesilerden Sınır Güvenliği İçin 'uç Beyi' Adlı Araç

Ordu'da bir grup lise öğrencisi, hazırladıkları proje kapsamında sınır güvenliğini sağlayan, askeri üsse görsel ve sesli uyarı gönderebilen "Uç Beyi" isimli araç geliştirdi.

Ordu'da bir grup lise öğrencisi hazırladıkları proje kapsamında sınır güvenliğini sağlayan, askeri üsse görsel ve sesli uyarı gönderebilen "Uç Beyi" isimli araç geliştirdi.

Ordu Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencileri, sınır boylarında tehdit oluşturan  unsurların gözlemlenmesi ve bunlara müdahale edilmesi amacıyla "Uç Beyi" adını verdikleri bir araç üretti. Bu kapsamda okulda bir araya gelen dört öğrenci, öğretmenleri Resul Kuvancı'nın da desteğiyle aracı tasarladı.

7 bin lira harcanan aracı tamamlayan öğrenciler, malzeme olarak alüminyum plaka, demir profil, robotik kol, kamera sistemi, 9 kanallı kumanda, motor sürücüsü, 2 adet silecek motoru, 4 adet havalı lastik, saldırıya geçmesi için otomatik silah, 2 adet servo, yazılım için arduino uno, lipo pil, 2 adet kuru akü, dişli sistemi, far ve kamuflaj için kumaş kullandı.

Yıldız Teknik Üniversitesinde düzenlenen Robocon 2017 adlı yarışmada öğrenciler araçlarıyla dördüncülük elde etti. Öğrenciler tasarladıkları aracın daha büyüğünü yapmak için çalışmalara başlarken, kendilerine bu yönde destek verilmesini bekliyor.

Arazi şartlarında rahatlıkla gidebilen, kamerasıyla görüntü alabilen ve üzerine yerleştirilen silahıyla gerektiğinde tehdit unsurlarına müdahale edebilen araç, bağlı bulunduğu askeri üsse de görsel ve sesli uyarı gönderiyor.

Proje ekibinde yer alan öğrencilerden Yunus Emre Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeyi hazırlamadaki amaçlarının sınır boylarında yaşanan can kayıplarını en aza indirmek ve ülkenin güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.

Aracı okulun laboratuvarında tasarladıklarını ve kullandıkları malzemeleri internetten sipariş ettiklerini anlatan Yıldırım, "Aracın çalışma sistemi oldukça basit. Sınır güvenliğini koruyan bu araç herhangi bir tehditle karşılaştığında üzerinde bulunan kamera yardımıyla görüntüleri merkeze gönderiyor. Daha sonra bu tehdit gerektiğinde uzaktan kumanda yardımıyla araç üzerine yerleştirilen silahla etkisiz hale getirilebiliyor." dedi.

''UÇ BEYLİĞİ OSMANLI DÖNEMİNDE ASKERLERDEN ÖNCE SINIR GÜVENLİĞİ ALAN BİR GRUPMUŞ''

Tasarladıkları araca "Uç Beyi" adını vermelerinin nedenini anlatan Yıldırım, "Uç Beyliği Osmanlı döneminde askerlerden önce sınır güvenliği alan bir grupmuş. Bunu öğrendik ve aracın adına da bu şekilde karar verdik." diye konuştu.

Öğrencilerden Erdem Çakır, tasarladıkları aracı test ettiklerini dile getirerek, "Katıldığımız ilk yarışmada Türkiye dördüncülüğü elde ettik. Bunun için çok mutluyuz." değerlendirmesinde bulundu.

Çakır, aynı görevi yapacak daha büyük bir araç yapmak için çalışmalarının devam ettiğini bildirerek, taleplerinin karşılanması durumunda kısa sürede yeni projelerini hayata geçireceklerini ifade etti.

Projede görev alan öğrencilerden Semi Camal Özdemir ve Oytun Yurdakul, dersten arta zamanlarında aracı tasarladıklarını vurgulayarak, gençlere imkan verildiğinde nelerin yapılabileceğini herkese gösterdiklerini vurguladı.

Ordu Anadolu Lisesi Müdürü Murat Kirpitçi de projeyi yapan ve ilk yarışmalarından iyi bir dereceyle dönen öğrencileriyle gurur duyduğuna değinerek, "Öğrencilerimizden böyle bir talep geldiğinde geri çevirmedik ve elimizden gelen desteği sağladık. Öğrencilerimiz de sağ olsun bizleri mahcup etmeyerek çok güzel bir proje geliştirdiler. Kendileriyle ne kadar gurur duysak az." sözlerine yer verdi.

Kirpitçi, öğrencilerin aracın daha büyüğünü yapılması için sponsora ve desteğe ihtiyaç olduğunu belirterek, imkan verilmesi durumunda daha kapsamlı ve işlevsel bir aracı hazırlayacak öğrencilerine güveninin tam olduğunu belirtti.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.