Kur’an’da Neden “Ey Kâfirler!” Diye Bir Hitap Yok?

Kur’an’da kâfirlere doğrudan değil, ‘de ki’ ifadesiyle hitap edilmesinin hikmeti nedir? Abdullah Sert Hocaefendi açıklıyor.

Kur’ân-ı Kerîm’de zaman ifade eden “ya eyyühellezîne âmenû” hitabı doksan küsur yerde geçmektedir. Bunun yanında “ya ehle’l-kitâb” da vardır. Ancak “ya eyyühellezîne keferû” ifadesi yalnızca bir yerde geçer. Kâfirlerle ilgili âyetler çoktur fakat doğrudan bu hitap şekliyle yer almaz.

O tek âyette de kıyamet sahnesi anlatılır ve kâfirlere şöyle denir:

“Ey inkârcılar! Bugün mazeret ileri sürmeyin.” (Tahrim sûresi, 7)

Yani, “Oldu da inanmadık, şu sebepten inanmadık, bu sebepten inanmadık.” gibi bahaneler geçersizdir. Çünkü size hem kitap geldi hem peygamber gönderildi. Artık hiçbir mazeret bulamazsınız. Dünyada ne işlediyseniz, bugün onun karşılığını bulacaksınız.

Ancak Cenâb-ı Hak, “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” buyuruyor. Yani “(Ey Peygamberim!) Sen de ki onlara…” Bu da gösteriyor ki, o kimseler doğrudan ilâhî hitaba muhatap değildir.

Manevî tezkiye yolunda da benzer bir yorum vardır:

Nefs, yani insandaki kötülüğe meyilli yön, doğrudan doğruya ilâhî hitaba mazhar değildir. Ne zaman olur? Nefs-i mutmainne mertebesine ulaşınca. Çünkü Kur’ân’da nefs-i emmâreden bahsedilir ama ona doğrudan bir hitap yoktur. Nefs-i levvâme’ye, nefs-i mülhime’ye de doğrudan hitap yoktur. Sadece:

“Yâ eyyetühen-nefsül mutmainneh (Ey itminana ermiş nefis!)” buyrulmuştur.

Demek ki nefis, ancak mutmainne mertebesine ulaştığında ilâhî hitaba mazhar olur. Bu da ayrı bir inceliktir.

Kur’ân-ı Kerîm’de müminlerle ilgili pek çok âyet vardır. Münafıklardan da bahsedilir, ancak münafıklara da doğrudan hitap yoktur. Ehl-i kitaba ise “Ya ehle’l-kitâb” şeklinde doğrudan hitap vardır.

Bunun yanında bir de “Yâ eyyühe’n-nâs – (Ey insanlar!)” hitabı vardır. Cenâb-ı Hak insanı yarattığı bütün varlıklar içinde insan sıfatıyla muhatap kılmıştır. Yani insan olarak hitap eder; fakat münkir (inkârcı) ya da münafık olarak hitap etmez. Bu da Kur’ân-ı Kerîm’in icaz (mucizevî ifade) yönünün ince bir tecellisidir.

Kur’ân-ı Kerîm’de doksana yakın yerde Cenâb-ı Hak “Yâ eyyühellezîne âmenû – Ey iman edenler!” diye doğrudan hitap eder. Ayrıca “Kul lil-mü’minîn – Müminlere söyle Habibim” veya “Müminler şu vasıflardadır” gibi ifadeler de vardır.

Bir İslâm büyüğü şöyle der:

“İnsan, ‘Yâ eyyühellezîne âmenû’daki o ilâhî hitabın hazzını, zevkini bir duysa... Zira orada doğrudan Cenâb-ı Hak bize hitap ediyor!”

Peki, ne diye hitap ediyor Rabbimiz?

“Ey iman edenler! Rükû edin! Secde edin! Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki felaha eresiniz.” (Hac sûresi, 77)

Demek ki felah, yani kurtuluşun yolu iki yönlüdür:

Ferdî ibadetlerde: Rükûda, secdede, yani kullukta.

İçtimaî ibadetlerde: Hayır işlerinde, toplumsal sorumlulukta.

İslam ve İhsan

KÂFİR NE DEMEKTİR, KİM KÂFİR SAYILIR?

Kâfir Ne Demektir, Kim Kâfir Sayılır?

KÂFİR VE MÜCRİMLERİN AHİRETTEKİ PİŞMANLIKLARINI ANLATAN SÖZ

Kâfir ve Mücrimlerin Ahiretteki Pişmanlıklarını Anlatan Söz

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.