Vukûf-i zamânî: Tasavvufta her an kendini yoklamak ve zamanı iyi değerlendirmek demektir.
ahvâl (hâl’in çoğulu): 1. Hâller. 2. Oluşlar, durum, vaziyet. 3. Tasavvufta Allah vergisi olan mânevî hâller.
İslâmî literatürde tenasüh, ölüm sonrasında ruhun, bir başka bedene girmek suretiyle yaşadığına, yani ruh göçüne inanış anlamında kullanılır. Aynı kavram Batı t
ahkâm: Hükümler, emirler.
Gaşiye: Her şeyi, her tarafını sarıp bürüyen salgın ve kaplayıcı bir şey.
Ahit: 1. Bir işi üslenip söz verme. 2. Antlaşma, sözleşme.
Ahir zaman: Bu dünyanın son dönemi, kıyâmetin kopmasına yakın zaman.
Ağyâr: 1. Yabancılar, bîgâneler. 2. Tasavvufî hayâta âşinâ olmayanlar.
ağu: Zehir, zakkum ağacı.
Ağniyâ-i şâkirîn: Allâh’a şükreden ve servetini, nîmetlerin hakîkî sâhibine itaat üzere, yâni rızâ-yı ilâhî istikâmetinde sarf eden zenginler.