âfiyet: Sağlıklı olma, hastalıklardan uzak olma, esenlik.
âfâkî: 1. Belli bir konuya bağlı olmaksızın yapılan konuşma, dereden tepeden, havâî. 2. Nesneye ait; gerçeği olduğu gibi yansıtan, obj
âfâk: 1. Ufuklar. 2. Görüş ve dönüş sınırları. 3. Dış âlem.
Âdetullâh: Hak Teâlâ’nın kâinâtta dâimâ var olagelen, değişmeyen tanzîmi.
Âdâb-ı muâşeret: Topluluk içinde normal davranış şekilleri, insanların birbirleriyle geçinmeleri usûlü; nezâket, terbiye, görgü.
âdâb: 1. Gözönünde bulundurulması gerekli olan kâideler, usuller. 2. Ahlâken uyulması gereken hususlar, terbiye ve nezâket kâideleri.
acz, acziyet: 1. Âcizlik. 2. Becerisizlik, kâbiliyetsizlik, güçsüzlük, yapamamak. 3. Fakirlik, tevâzû.
Âbid: Çokça ibâdet eden, zâhid anlamına gelmektedir.
Abd-i âciz: Zayıf kul, âciz köle. anlamlarına gelmektedir.
Sadaka-i câriye: Sürekli sevâba vesîle olan hayır-hasenât (Câmî, mektep, çeşme vb.) anlamına gelmektedir. Bir insan öldükten sonra da amel defterine sevap yazdı