Son nefesin meçhulü, âriflerin en büyük endişesidir; kulun gerçek imtihanı, şeytanın son hilesine karşı kalbini koruyabilmesidir.
Hazret-i Mevlânâ’nın dile getirdiği ilâhî aşk; gönlü yakıp arındıran, teni aşarak ruhu ebedî hayata hazırlayan bir vuslat ateşidir.
Ecel vakti gizlidir; çünkü kul her an hazırlıklı olsun diye… Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin hikmet dolu sözleri ışığında ölümün ibretleri, ecelin sırrı ve tefekkü
Allah’ın varlığı ve kudretine dair deliller, hem dış dünyada (ufuklar, doğa) hem de insanın iç dünyasında (nefis, ruh ve beden) ortaya çıkar. Bu yolculuk, tefek
Kibirle yakalanan hükümdarın akıbeti ve secdede ruhunu teslim eden mümin… Ölüm meleği geldiğinde bizi hangi hâl üzerinde bulacak?
Nefs ve dünya tutkusu, imtihanın tuzağı; gerçek kurtuluş Allah’a yönelmektedir.
Mümin, hayrı yaymak ve şerre engel olmakla sorumludur; iman bunun tavrını gerektirir.
Allah rızâsı gözetilmezse, sessizlik hem toplumsal çöküşe hem de kişisel vebale yol açar.
Mü’min, son nefeste bile havf ve recâ arasında olmalı mıdır?
İman, sadece ibadetlerle değil; sevmekte ve nefret etmekte de samimiyet ister. Peki, Allah için gerçekten seviyor ve Allah için nefret ediyor muyuz?