Herkes belli ölçüde idarecilik sıfatına hâiz bulunur ve bu sıfattan doğan mes’ûliyetini tebârüz ettirmesi gerekir.
Mevlânâ hazretleri aşağıdaki beytinde “Habîbullâh” olan Rasulullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e aklını da, canını da kurban etmek sûretiyle muhabbetullâha ul
İnsan, ancak nefs engelini aştıktan sonra, iptilâ ve meşakkatlere lâyıkıyla sabır gösterebilecek ve onları gönderene karşı râzı olabilecek bir dirâyete erişir.
Hakk’ı seven bir mü’min, hakîkatte hiçbir şeye mâlik olmadığının idrâk ve şuurunda olmalıdır. Zîrâ sevdiğine her şeyini teslîm etmesi îcâb eder. Muhabbet, fedâk
Aşağıdaki hikâyede, efendi ile köle arasındaki mükâleme, Hak ile dostluğun hakîkatini ne güzel ifâde eder.
Muhabbet, yaratılıştan gelen kalbî bir temâyüldür. Ancak kalbdeki muhabbetin seviyesi, muhabbet duyulanın ulviyyetine münâsip derecede olmalıdır.
Muhabbet, iki kalb arasında bir cereyan hattıdır. Sevenler, hiçbir zaman sevdiklerini gönüllerinden ve dillerinden düşürmezler. İmkânlarını sevdiklerine cömertç
Hazreti Mevlânâ Mesnevî: “Ah, tabiatı bize uymayan dostun verdiği ıztıraplardan!.. Âh, onların kalbimizde açtığı derin yaralardan! Ey ulu kişiler, ey büyük insa
Mevlânâ Hazretleri’nin Mesnevî’sinde geçen Mecnun ile devenin hikâyesi, ruhla nefsin bitmeyen mücadelesini gözler önüne seriyor… Peki, ebedî aşka giden yolda ne
Dertli şair Mehmed Akif Ersoy, Safahat’taki üçüncü şiiri “Hasta”da, hastalanmış bir çocuğu şiirler âdeta resmederek anlatıyor. Bir çocuğun diliyle Akif'in haykı