Gerçek sultanlık, Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği kulları için gönüllerde halk ettiği muhabbettir. Çünkü fânî sultanlıklar, mutlakâ bir gün bitip gidiyor. Fakat mânâ su
Harâmdan kaçınmak ibadettir. Bir harâmdan sakınmanın sevâbı, yapılan ibadetlerden kat kat fazladır. Sultan Abdülazîz Hân’ın şu misâli calib-i dikkattir.
Osman efendi, hayatını maaşına göre ayarlamış, hiç maddî sıkıntı çekmiyor, kimseye el açmıyor, icab ettiği zamanlar ekmeğini tuza banarak katık etmesini biliyor
İhlâs, bereketiyle nice ateşler gülistân oluverir. Lâkin ateşe girebilmek, ancak Allâh’a Halîl olan HZ. İbrâhim’in (a.s.) hâli ile hâllenmekle, yâni “İbrâhimlik
Nice büyük hayırlar, çok miktarda malı mülkü olanlar tarafından değil, kocaman bir yüreğe sahip, fedakâr öncülerin liderliğinde gerçekleştirilmiştir. O varsa,
Türk denizcilik tarihine adlarını altın harflerle yazdıran ve Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren dört kardeş; İshak, İlyas, Oruç ve Hızır kardeşler...
İlk Müslümanlar Medine’ye hicret edinceye kadar işkenceler gördü. Hicret esnasında dahi sıkıntılarla karşılaştılar. İlk Müslümanlardan Süheyb’in (r.a.) hicreti
Medine-i Münevvere’de yaşanan hadise, sahabelerin “Yoksa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünyaya tekrar mı teşrif ettiler” düşüncesiyle sokaklara dökülmesine yol a
Söz de lâzımdır öz de; ruh da gereklidir, şekil de… Mühim olan, bunların birine takılıp diğerine bîgâne kalmamak…
Kendimizde bulunduğunu düşündüğümüz fazîletlerin belki de daha üstünü, küçük gördüğümüz nice kimsede mevcut olabilir. Bu sebeple Allâh’ın kullarını hor görmek,