Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde “Müslümanın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” buyuruyor.
Merhamet, şefkat ve muhabbet gibi güzel hasletlerin en tabiî bir neticesi olan hilim ve müsâmaha, beşerî münâsebetlerde yani insani ilişkilerde mühim bir esastı
Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetini uygulamak, İslâm’ın varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnetin terki ise, İslâm’ın çökmesidir. Sünnet, İslâm binasını
“Bize sadece Kuran yeter diyenlerin” aslında Kuran-ı Kerim’e karşı da saygı ve sevgileri yoktur, onların derdi peygamberimizi devre dışı bırakarak Kuran-ı Kerim
Gâfil insanlara tatlı bir mûsikî gibi gelen gıybet, hakîkatte hem dünya hem de Âhiret hayâtını berbâd eden mânevî bir hastalıktır.
Âyet ve hadîslerden süzülerek yüzyıllar içinde İslâm toplumlarını inşa eden erdemler...
İslâm; tahâret, nezâfet ve nezâket esasları üzerine kurulu bir nizâm getirmiştir. Nitekim, temizliğin îmandan olduğu bildirilmiştir. Hadis ve fıkıh kitaplarımız
Kötüler ve kötülükler, ancak iyiler ve iyilikleri çoğaltmak ve desteklemek suretiyle önlenebilir. Kötülüklerin çoğalmaması için Müslümanların iyilikte yarışması
Acaba “Allah'a sarılın” mealindeki Kur'an ayeti Asya'da Avrupa'da, Türkiye'de İran'da, Türkler, Araplar ya da Kürtler nezdinde nasıl anlaşılır? “Allah'a sarılma
Müslümanın vazifesi, günahkârı kendi hâline terk etmek değil, elinden tutarak nezih bir hayâta dönmesini sağlamaktır. Hazreti Mevlânâ mahlûkâta Hâlık’ın nazarıy