İslam'da fitnenin ne kadar vahim bir durum olduğu ve bu durumlarda müminlerin nasıl bir tavır içerisinde olması gerektiği hadisler ışığında...
Kalbin mâsivâdan, -yani Allah’tan uzaklaştırıcı her şeyden- muhâfaza edilmesi ve dâimâ hayır telkinlerine muhâtap kılınması için, rûhâniyetlerinden feyiz alınab
Şeyh Sâdî buyurur: “Düşman gözüyle bakılırsa, hüner ve mârifet bile bir ayıp olarak görülür. Dünyaʼyı aydınlatan Güneş, yarasanın gözüne çirkin gelir. Biri, b
Sevabı Allah’tan beklenen ve inanılarak yerine getirilen iyilik ve hayırlar, insana cennet kapılarını açar. Hayır ve iyilik yollarının sayısızlığı, bu konudaki
Bugün, “Sünnet-i Seniyye”yi devreden çıkarmak, Siyer-i Nebî’yi ve hadîs-i şerîfleri küçümsemek ve dışlamak şeklinde bir anlayış var. Kur’ân’ın her şeye yettiğin
Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her meşrû ve güzel iş sadakadır.” [1]
Allah katında yegâne üstünlük “takvâ” iledir. Takvâ ise Allâh'ın rızâ ve muhabbetinden mahrum kalma korku ve endişesi içinde, haram ve şüphelilerden titizlikle
Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde; "Beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle namaz kılınız."[4] buyurmuş; kıyam, kıraat, ruku ve sücûdun hududunu bildirm
Hesap günü geldiği vakit kimsenin kimse üzerinde kul hakkı kalmayacak ve bu hak Allah'a değil kula verilecek. İşte bu yüzden dünyada iken dikkat etmemiz gereken
Cami ve mescidlerin İslâm toplumlarında pek önemli birçok işlevi varsa da, bunlardan en başta geleni cemaatle namaz kılınan mekânlar olmasıdır. Namaz, mü’minler