Muhabbet ve edep olmadan mânen seviye katedebilmek mümkün değildir. Aksi hâlde ibadet, muâmelât ve ahlâktan geriye, kuru bir dâvâ ve faydasız bir yorgunluk kalı
Bugün biz İslâm nîmetine mazhar isek bu; tebliğ mesʼûliyeti ve hidâyete vesîle olma heyecanıyla ve binbir fedakârlıkla yollara düşen sahâbe efendilerimiz ve onl
Allah Teâlâ buyurur: “-Bütün bu ibâdetler senin içindir. Namaz kıldın, sana bürhandır. Oruç tuttun, sana cehennemden siperdir. Sadaka gölge, zekât ise nûrdur.
Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir. Cebrâil (as)'ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz'
Kur’ân-ı Kerîm’de dikkat çekici bir emir var: “Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler.”1 buyruluyor ki bu emir, hiçbir kayıtla mukayyet değildir. Yani
Hadîs-i şerîfde buyurulmuştur: “Nâs, Hak Teâlâ hazretlerinin ıyâlidir. Allah Teâlâ ve tekaddes hazretlerine halkın en ehabbi (sevgilisi) Hakk’ın ıyâline ihsan
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 4 Aralık 2015 Cuma Hutbesi...
Modernleşmenin dayattığı yeni hayat tarzının insanları beton bloklardan oluşan uydu şehirlere yönlendirmesi, 20. yüzyıldan itibaren göreceli olarak kaybolan mah
İslâm; hukuk, siyaset, toplum ve ekonomi prensipleri ile çizgileri net bir din olarak başta Kur’ân-ı Kerîm’de, ardından onun tefsiri olarak da sünnet-i seniyyed
Cenâb-ı Hak buyuruyor: “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın!” (Kaf, 18)