Kadir Gecesi'nde Nasıl Dua Etmeliyiz?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Diyanet'i temsilen yayınladığı Kadir Gecesi mesajında, Kadir Gecesi'nin üç mesajına ve nasıl dua edilmesi gerektiğine değindi.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

İslâm âlemi olarak 13 Temmuz Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece, rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan-ı Şerif’in kalbi olan mübarek Kadir Gecesi’ne kavuşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşayacağız. Bu vesileyle ülkemizin, milletimizin, yurt dışındaki millet varlığımızın, gönül coğrafyamızın ve topyekûn İslâm âleminin mübarek Kadir Gecelerini can-ı gönülden tebrik ediyorum.

KADİR GECESİ RAMAZAN’IN KALBİDİR

Ramazan’ı on bir ayın örneği ve sultanı kılan Yüce Rabbimiz, Kadir Gecesini de Ramazan’ın kalbi ve kıymetlisi kılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu geceye müstakil bir sure tahsis eden Yüce Rabbimiz, gecenin değerini de bizzat surede haber vermiştir. Her sene kadrimizi yüceltmek için gelen Kadir Gecesi'nin anlatıldığı

KADİR GECESİ’NİN 3 MÜHİM MESAJI

Kadir Suresi, aslında bizlere üç mesaj getirmiştir:

Birincisi, Kadir Gecesi’nin, hidayet kaynağımız Kur’an-ı Kerim’in, ümmeti olmakla müftehir olduğumuz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas) kalbine inmeye ve İslâm güneşinin yeryüzünü aydınlatmaya başladığı gece olmasıdır.

O halde Kadir gecesini ihya etmenin yolu, Kur’an’ın kadir ve kıymetini bilmekten, Kur’an’la hayatı anlamlandırmaktan, onunla hayata, insana, eşyaya, tabiata, çevreye ve kâinata bakmaktan geçer. Yaşayan Kur’an Resûl-i Ekrem’in (sas) çağlar üstü örneklik ve rehberliğini doğru anlamaktan ve onu doğru takip etmekten geçer. Ancak o zaman Kadir Gecesi bizim hayatımıza bin kat değer katabilir. Ancak o vakit şeref, izzet ve itibar gecesi, bizlere de şeref, izzet ve itibar kazandırabilir.

İkinci mesaj, her yıl gelen Kadir Gecesiyle Yüce Rabbimiz tarafından müminlere bir ömre bedel imkân ve fırsat sunulmuş olmasıdır.

Bu yönüyle Kadir Gecesi diğer bütün kutlu zamanların üstünde ve önünde olarak Yüce Rabbimizin insanlığa bir rahmet ve umut kapısı olarak bahşettiği mübarek bir gecedir. Bunun anlamı şudur:

“KUR’AN BİZDE NE KADAR VAR?”

Ey ömür sermayesini boş ve beyhude geçiren insan, her yıl bir ömre bedel bir gece sana lütfedilmiştir. Öyleyse yeni bir hayata başlayabilirsin. Şu halde Kadir Gecesi’ni ihya etmenin yolu, Bir daha dönmemek üzere tövbe ederek “Kur’an’ın hak, hakikat, ahlâk ve adalet ilkelerine ne ölçüde sarılıyoruz?”; “Biz, Kur’an’da ne kadar varız? Kur’an, bizde ne kadar var?” sorularının cevabını nefsimizde, ailemizde, toplumumuzda ve İslâm toplumlarında aramaktan geçer.

Yüce Rabbimiz nezdinde değerimizi yükseltmenin yolu, hayatımızı “Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bil!” şuuruyla sürdürmekten geçer. Allah katında yeniden yücelmenin yolu, sürekli nefis muhasebesi yapmaktan, geçmişimizi değerlendirmekten, gafletle geçen günlerimizi sorgulamaktan, hata ve günahlarımızdan tövbe ve istiğfar etmekten geçer.

KADİR GECESİ’NDE NASIL DUA EDECEĞİZ?

Bu gece ile yükselmenin yolu, Yüce Rabbimizden af ve bağışlanma dilemekten, Resûl-i Ekrem’in (sas) Kadir Gecesi’nde nasıl dua edeceğini soran Hz. Aişe validemize öğrettiği “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizi de affeyle” (Tirmizî, Deavât, 85) niyazını hayatımızda kavli ve fiili duaya dönüştürmekten geçer.

Ancak o zaman Sevgili Peygamberimizin (sas) “İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya eden kimsenin de geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Fadlü leyleti’l-kadr, 1) müjdesine nail olabiliriz.

Üçüncü mesaj, vahiy meleği Cebrail aleyhi’s-selâm ile Allah’ın meleklerinin Kadir Gecesi'nde yeryüzüne selâm ve esenlik getirmek üzere her türlü iş için inmeleridir.

Kur’an’ın nüzulü hürmetine bir kez yaşanan bu hadise, Cenab-ı Hakk’ın biz müminlere çok büyük bir ikramı, ihsanı ve lütfu olarak her sene tekerrür etmektedir. Öyleyse Kadir Gecesi'ni ihya etmenin yolu, Kur’an’ın barış ve esenlik mesajlarına kulak vermekten, yeryüzünde barış ve esenliğin egemen olması için çaba göstermekten geçer.

RAMAZAN’I BURUK GEÇİRDİK

Ancak o zaman Allah’ın meleklerinin yeryüzüne barış ve esenlik getirmek üzere indiklerini idrak edebiliriz.

Kadir Gecesi vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki Ramazan boyunca başta Suriye ve Irak olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı şiddet ve çatışmalar, katledilen masum canlar, akıtılan masum kanlar, dökülen gözyaşları, Filistin, Kudüs, Gazze, Mısır, Doğu Türkistan ve Myanmar/Arakan’daki mazlumiyet ve mağduriyetler, bu Ramazan’ı da buruk bir şekilde geçirmemize neden olmuştur.

Kadir Gecesi'nde Yüce Rabbimize şöyle yalvaralım:

Ya Rabbe’l-Âlemîn! Ümmet-i Muhammed’e rahmetinle muamele eyle! Ümmet-i Muhammedi cehalet, tefrika ve fitne hastalığından kurtar! Ümmet-i Muhammedi iki cihanda aziz eyle! Ümmet-i Muhammedi tevhid ve vahdette birleştir! Bizleri “Müminler ancak kardeştirler” ilahi fermanınca zihinleri bir, yürekleri bir, gayeleri bir, sevgileri bir, hüzünleri bir, acıları bir kardeşler topluluğu eyle! Bizleri, bütün insanlığın özlemi olan barış ve huzur ortamını tesis edenlerden eyle! Bizleri Kadir Gecesi'nin feyz ve bereketinden mahrum eyleme!

Bu duygu ve düşüncelerle Kadir Gecesi'nin, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, acılar içinde kıvranan İslâm âlemine merhamet, adalet ve barış; insanlık âlemine ise hidayet getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.