Kadir Gecesi Hangi Gün 2021?

Bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesi Ramazan ayının hangi gecesinde, hangi gün? Kadir Gecesinde neler yapılmalıdır? Kadir Gecesinin fazileti nedir?

Kur'an- Kerim'in indirilmeye başladığı Kadir Gecesinin yine Kur'an-ı Kerim'de bin aydan daha hayırlı bir gece olduğu bildirilmektedir.

Kur'an-ı Kerimde Kadir gecesini işaret eden ve bu gecenin fazileti hakkında bilgi veren bir sure vardır. Bu sure Kadir suresidir.

Kadir Suresi:

Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. (1)  

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! (2)

Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. (3)

Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. (4)

O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. (5)

Kadir Gecesinin fazileti

Allah katında en değerli ve müminler için en bereketli zamanlardan birisi de Kadir gecesidir.

Bu geceyi özel kılan ise rahmet yüklü Kur’an’ın insanlığa hayat vermeye, yani nazil olmaya başladığı gece olmasıdır.

Bu özel zaman hakkında Allah Tealâ şöyle buyurmaktadır: “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile bâtılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.” (Bakara, 2/185) Kadir gecesi Ramazan ayını Kur’an ayı kılan bir zaman dilimidir.

Rabbimiz, Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu söylererek (Kadir, 97/1-3) onun değerine dikkat çekmektedir. Bu gecenin kesin olarak Ramazan’ın hangi gününe denk geldiği bilinmemekle beraber Sevgili Peygamberimiz onu son on günde aramamızı tavsiye etmiştir.

Kadir Gecesi neler yapılmalıdır?

Bu yüzden o (s.a.s.) Ramazan’ın son on gününde, başka hiçbir zaman olmadığı kadar, ibadet ve kulluk için çaba gösterirdi. (Tirmizî, Savm, 73) Öyleyse bu gecenin faziletinden faydalanmak Efendimizin bu sünnetini ihya etmekle mümkün olacaktır. “O gece nasıl dua edelim?” diye soran Hz. Âişe’ye, “Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet” duasını öğretmişti. (Tirmizî, Deavât, 84)

Bu mübarek gecede çokça nafile namaz kılınmalı ve Kur'an-ı kerim okuyarak anlamı üzerine tefekkür edilmelidir. Hayat rehberi Kur'an-ı kerimin tavsiye ettiği kaideleri hayatımıza tatbik etmeye gayret etmeli yapılan hatalardan dolayı tevbe etmeli ve bir daha o hataları işlememek üzere karar verilmelidir.

Kadir gecesi tam anlamıyla bir insanın ömründe ele geçireceği en büyük fırsat iklimidir. Bu geceye erişen kişi sanki bir sonraki Kadir gecesine erişemeyecekmiş gibi düşünmeli, üzerinde bulunan kul haklarına pişman olmalı ve hakları sahiplerine geri vermelidir. Diğer yandan yine bu gecenin feyzinden istifade etmek isteyenler şayet çevresindekilerinin kalbini kırmışsa bu mübarek geceyi vesile kılarak onların gönlünü almalı ve helallik dilemedirler.

Bu gece arınmış bir gönülle eller semaya açılmalı hayatın muhasebesi yapılmalı ve geri kalan ömrünü Allah'ın rızasına uygun yaşamaya niyet edilmelidir.

Kadir Gecesi bu sene (2021) 8 Mayıs Cumartesi gecesini 9 Mayıs Pazar'a bağlayan gece idrak edilecek.

Çocukluğunu Peygamberimizin yanında geçiren Enes b. Mâlik ise şöyle anlatmaktadır: “Resûlullah (sav) Ramazan"da namaz kılıyordu. Geldim ve arkasına namaza durdum. Bir adam da gelip benim yanıma namaza durdu. Sonra başka biri geldi ve neticede on kişiye yakın bir grup olduk. Arkasında bizim olduğumuzu hisseden Resûlullah (sav) namazı kısa tuttu. Sonra kalkıp evine girerek namazını bizim yanımızda kılmadığı şekilde uzunca kıldı. Sabah olunca biz, "Ey Allah"ın Resûlü! Gece bizi fark ettin mi?" dedik.

Bu rivayetlerden, Rahmet Elçisi"nin, ümmetine zahmet vermemek için teravih namazını düzenli bir şekilde kıldırmadığı, namaza çok düşkün olan ashâbının devamlılığını görünce farz olması endişesiyle onlara bu namazı kıldırmaktan vazgeçtiği, Enes rivayetinde olduğu üzere, onlara kıldırırken kısa tuttuğu, ancak Kadir gecesi olma ihtimalini dikkate alarak 23. 25. ve 27. geceleri süreyi gittikçe artırıp saatler süren uzunlukta namaz kıldırdığı anlaşılmaktadır. Peygamber Efendimizin Ramazan"da nafile olan gece namazını her gece düzenli olarak kıldırmamasının, hatta evlerde kılınmasını tavsiye etmesinin ardında yatan sebep, farz kılınır da, sonra ümmetinin bunu yerine getirmeye gücü yetmez şeklindeki endişesidir.

Kaynak: Diyanet Haber
PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.