İsrail, Ateşkese Rağmen Gazze'de Saldırılara Ve Yardım Girişini Kısıtlamaya Devam Ediyor

İsrail ordusu, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen, kontrol ettiği "Sarı Hat" bölgesinde bombardıman, patlatma ve yıkım faaliyetlerine devam ediyor.

Filistinli yetkililer, bu saldırılar nedeniyle Gazze’deki insani durumun "felaket" düzeyine ulaştığını bildirdi.

Yerel kaynaklara göre, İsrail ordusu dün gece Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde binaları havaya uçurdu, ayrıca kuzeydeki Beyt Lahiya beldesini topçu ateşiyle hedef aldı.

Her iki bölge de, ateşkes anlaşmasıyla İsrail ordusunun fiilen kontrolüne bırakılan Sarı Hat’ın doğusunda yer alıyor. Bu hattın, Gazze Şeridi’nin toplam alanının yarısından fazlasını kapsadığı belirtiliyor.

Yıkım sürüyor, Filistinliler enkaz altından yakınlarını çıkarıyor

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AA’ya yaptığı açıklamada, İsrail’in bu bölgelerde saldırılarını durdurmadığını vurgulayarak, "İşgal güçleri gece boyunca patlayıcı yüklü robotlarla Şucaiyye’nin doğusunda binaları havaya uçurdu. Aynı zamanda savaş uçakları ve topçu birlikleriyle bombardımanlarını sürdürdü." ifadelerine yer verdi.


Fotoğraf: Khames Alrefi/AA

Basal, sivil savunma ekiplerinin bir yandan İsrail ordusunun çekildiği bölgelerde yıkıntılar altından Filistinlilerin cansız bedenlerini çıkarmaya, diğer yandan da savaş döneminde oluşturulan geçici mezarlardan cesetleri alarak resmi mezarlıklara nakletmeye devam ettiğini belirtti.

İki yıllık saldırı süresince Filistinliler, yoğun bombardıman ve kuşatma nedeniyle yüzlerce cenazeyi yol kenarı, park, okul ve cami avlularına defnetmek zorunda kalmıştı.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi, Gazze genelinde onlarca geçici mezar tespit edildiğini açıklamıştı.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana, bazı cenazeler geçici mezarlardan çıkarılarak resmi mezarlıklarda yeniden defnediliyor.

Açlık derinleşiyor, yardımlar göstermelik

Sivil Savunma Sözcüsü Basal, Gazze’deki yaşam koşullarının dayanılmaz hale geldiğini ifade ederek, "Gazze’de her şey felaket durumda. Açlık hala sürüyor. Yardım tırlarının girişi değişmedi. İsrail sadece bazı meyve ve kuruyemiş gibi temel olmayan ürünlerin girişine göstermelik şekilde izin veriyor." dedi.

Filistinli sözcü, halkın büyük bölümünün gelir kaynaklarını yitirdiği için bu ürünleri satın alamadığını, buna karşın temel gıda maddelerinin piyasada bulunmadığını söyledi.

Basal, "İsrail, yardım tırlarını birer propaganda aracına dönüştürdü. Oysa Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarı, anlaşmada öngörülenin yalnızca yüzde 24’üne denk geliyor." dedi.


Fotoğraf: Moiz Salhi/AA

Hamas bugün yaptığı açıklamada, Gazze’ye giren ortalama yardım tırı sayısının yalnızca 136 olduğunu, kalan tırların ise "ticari mal taşıdığını ve halkın bunları satın alma gücünün bulunmadığını" belirtmişti.

Oysa ateşkes anlaşmasına göre Gazze’ye günde 600 yardım tırı girmesi gerekiyordu. Gazze Hükümeti Basın Ofisi, bu sayının hiçbir zaman gerçekleşmediğini bildirdi.

Gazze halkı, ateşkesin yürürlükte olmasına rağmen, gıda yetersizliği, yüksek fiyatlar ve adaletsiz yardım dağıtımı nedeniyle açlık ve yoksullukla boğuşuyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Ekim ayı sonunda yaptığı açıklamada, "İsrail saldırılarını durdursa bile Gazze’deki açlık sona ermedi." bilgisine yer vermişti.

İki yıllık yıkım ve ateşkesin ihlali

İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı iki yıllık saldırılar, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasıyla sona ermiş görünse de, fiiliyatta işgal ve ihlaller sürüyor.

Bu iki yıl boyunca 68 bin 865 Filistinli hayatını kaybetti, 170 bin 670 kişi yaralandı. Ölenlerin ve yaralıların çoğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu.

BM, Gazze’deki altyapının yüzde 90’ının tahrip olduğunu, yeniden inşa maliyetinin ise yaklaşık 70 milyar dolar olduğunu açıkladı.

İsrail, ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra da anlaşmayı defalarca ihlal etti. Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre bu ihlaller sonucu 226 Filistinli öldürüldü, 600 kişi yaralandı.

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.