İslam’a Göre Kiracının ve Kiraya Verenin Hak ve Sorumlulukları

İslam’a göre kiracının ve kiraya verenin hak ve sorumlulukları nelerdir?

Kira sözleşmesi yapanların akıllı ve ergen olması, hangi konuda, hangi süreyle ve ne kadar bedel karşılığında anlaştıklarını beyan etmeleri gerekir. Kira akdinin konusu menkul veya gayri menkul bir malın kullanımı olduğu için, kira süresinin, kullanım şeklinin belirlenmesi, kullanımın (menfaat) mümkün, mutat ve mübah olması gerekir. Genelde kira süresi için bir sınırlama yoktur. Ancak Hanefîler vakıf, yetim ve kamuya ait malların kirasını en çok üç yılla sınırlayarak, kiracıların bu mülkleri sahiplenmesini önlemek istemişlerdir.

Müslümanın zimmîye (İslâm ülkesinin gayrimüslim vatandaşı) ev veya dükkânını kiraya vermesi vaizdir. Gayrimüslimin bu yerde, sonradan işleyeceği yasak bir fiilin, doğrudan kira sözleşmesine etkisi olmaz. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise, bir Müslümanın mülkünü, bir zimmîye, meyhane olarak veya toplu ibadet yeri (kilise) için kiraya vermesi caiz olmaz. İmam Mâlik buna şarap satmayı ve domuz beslemeyi de ekler.

Arazi kirasında bedel olarak para, belirli miktar gıda maddesi veya çıkan ürünü paylaşmak (ziraat ortakçılığı) üzere sözleşmeler yapılmaktadır. Fakihler arasında bedel üzerinde görüş ayrılıkları olmuşsa da, bu konuda asıl olan; arazi sahibinin veya kiracının mağdur edilmemesi, beklenmedik bir zararla karşı karşıya bırakılmamasıdır.[1] Çünkü konuyla ilgili hadisler dikkatlice incelendiğinde, yasağın Hz. Peygamber döneminde, “tarlanın belli bir bölümünü kiracıya, daha verimli olan diğer bölümünü ise tarla sahibine ayırarak veya çıkacak üründen belirli miktarı şart koşarak kiraya verme” şekliyle ilgili olduğu görülür.

Kiraya verilen yerin bakım ve onarım harcamaları kiraya verene aittir. Bu hususun sözleşmeye yazılması da gerekmez. Çünkü bina veya arazinin yararlanılabilir durumda olması gereklidir.[2]

Kiracının kira konusu malı, akdin ve örfün gerektirdiği tarzda kullanma hakkı ve kira bedelini belirlenen tarihlerde ödeme görevi vardır.

Kiracı, kira konusu malı sözleşme şartları dışında veya mutadı aşarak kullanır ve bir zarar meydana gelirse bunu tazminle yükümlü olur. Sarraflık için tutulan yerde demircilik yapmak, kiralanan araca istiap haddi dışında yük yüklemek gibi.

Kira sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, kiracı kira süresi içinde, yeri başkasına kiraya verebilir. Çünkü gayri menkullerin el değiştirmesi önemli bir kullanım farkı meydana getirmez. Buna alt kira denir. Kiracının şahsı önemli olan durumlarda, bununla ilgili şartlara uymak gerekir.[3] Alt kira konusunda örf ve kanun da sınırlama getirebilir.

Mal sahibi kiradaki yeri bir başkasına sattığı takdirde, yeni mâlik bilerek satın aldığı için, kira sözleşmesinin sonuna kadar beklemesi gerekir.[4] Bu durum, hukuki ilişkilerde güven ve istikrarın, hür iradeyle kurulmuş akitlerin ve kazanılmış hakların korunması için önemlidir.

Kira sözleşmesi sona erdiği halde, henüz ürün hasat edilmemişse, süre kendiliğinden uzamış sayılır ve tarla sahibi, uzayan süre için, emsal kira bedeli alma hakkını kazanır.

Hanefîlere göre, taraflardan birinin ölümüyle kira akdi sona erer. Ancak son dönem fakihleri, sadece kiracının ölümü halinde akdin sona ermesi (infisah) görüşünü benimsemiştir.

Kiralanan şey telef olur veya yararlanmayı ortadan kaldıran bir ayıp veya kusur meydana gelirse, akit kendiliğinden sona ermiş sayılır. Kiralanan evin yanması, yıkılması, tarlanın suyunun kesilmesi, kaplıcanın suyunun çekilmesi bu niteliktedir. İmam Muhammed’e göre ise, böyle bir durumda kira sözleşmesi kiracı feshetmedikçe kendiliğinden sona ermez. Çünkü onarma vb. yollarla yararlanma geri dönebilir. İbn Âbidîn (ö.1252/1836) böyle bir durumda, akit devam etmekle birlikte kira bedelinin düşeceğini söylemiştir. Hanefîlerde sağlam olan görüş budur.[5]

Kira bedeli değişiklikleri bir fesih sebebi değildir. Ancak bunun iki istisnası vardır: a) Vakıf, yetim ve kamu malının fâhiş gabin sayılacak kadar düşük bedelle kiralanması caiz değildir. Kiralanmışsa, hakimin akdi feshetmesi, sebep olanların da zararı tazmin etmesi gerekir. b) Vakıf mal, kiralandıktan sonra değer kazanmış ve kira bedeli emsaline göre açık bir şekilde düşük kalmışsa, bu da bir fesih sebebidir. Bu mallar gerçek sahipleri tarafından yönetilmediği için koruma altına alınmıştır.[6]

Dipnotlar:

[1] Buhârî, Hars, 7, 18; Müslim, Büyû’, 16-21; Ebû Dâvud, 31, 32. [2] Kâsânî, age, IV, 208 vd. [3] Mecelle, mad, 428. [4] Mecelle, Mecelle, mad. 590. [5] Kâsânî, age, IV, 196, 223; İbn Âbidîn, age, V, 30, 53; Zühaylî, age, IV, 782. [6] bk. Hamdi Döndüren, İslâmî Ölçülerle Ticaret Rehberi, s. 229-231.

Kaynak: Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

KİRACIDAN ALINACAK KİRA BEDELİ ZEKATA SAYILABİLİR Mİ?

Kiracıdan Alınacak Kira Bedeli Zekata Sayılabilir mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.