İncitmeden İnfak Etmenin Fazileti

İnfak etmenin en önemli hususiyeti nedir? İnfak ederken dikkat edilmesi gereken şey nedir?

İslâm medeniyetinin gönüllerde yeşerttiği kardeşlik mes’ûliyetinin ince bir noktası da, kardeşinin haysiyetini rencide etmeme hassâsiyeti göstermekti.

Camilerin ve bazı vakıf binalarının belirli yerlerinde, pencere altlarında, duvar kenarlarında keselikler bulunurdu. Bizzat hayır sahibi, bu keseye para koyar, iffetli ihtiyaç sahipleri de kimin koyduğunu bilmeden alırlardı.

Bunun bir benzeri de «Sadaka Taşları»dır.

Sadaka taşları cami avlularında ve bazı tekkelerin bahçelerinde olurdu. Bu taşlar büyük ve baş kısımları oyuk olurdu. Bu oyuklara zengin ve hayır sahipleri; kimsenin göremeyeceği zamanlarda, sabah çok erken saatte veya akşam karanlığında bir miktar para bırakırdı. İhtiyaç sahibi kişiler de buradan ihtiyacı kadar para alır, gerisine dokunmazdı. Sadakayı veren de alan da birbirini görmezdi.

Ekseriyâ Ramazân-ı şerifte yapılan bir hayır şekli de bakkallara giderek zimem (veresiye) defterlerinden borçları sildirmekti. Bu infakta da her iki taraf birbirini görmezdi.

Devlet ricâli de Ramazân-ı şerifte fukarânın vaziyetini düşünerek, temel gıdâ maddelerinde fiyat artışının tahdit edilmesini emrederdi:

Sultan I. Abdülhamid’in bir fermanı -sadeleştirilmiş olarak- şöyledir:

“Vezirim! Oruç ayı girmeden önce İstanbul’da Allâh’ın bütün kullarının yediği ekmeğin fiyat tanzimini kesin olarak emrediyorum. Hemen gerekli fiyat düzenlemesi yapılsın!”

Ramazân-ı şerifte İstanbul’da bütün konaklarda iftar sofraları kurulurdu. Gelen misafirin davetli olup olmamasına bakılmaz, ikrâm edilirdi.

Kaynak: Yüzakı Dergisi, Yıl: 2024 Ay: Mart, Sayı: 229

İslam ve İhsan

İNFAK NEDİR?

İnfak Nedir?

NEDEN İNFAK ETMELİYİZ?

Neden İnfak Etmeliyiz?

İNFÂK ETMEMENİN VEBÂLİ

İnfâk Etmemenin Vebâli

İNFAK ETMENİN FAZİLETLERİ

İnfak Etmenin Faziletleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.