İMTİHÂNIN BÜYÜĞÜ

Kâmil insanın eşyâ ile münâsebeti, bir geminin deniz ile olan münâsebeti gibi olmalıdır. Deniz, gemiye istinaddır. Lâkin geminin içine su girerse onu batırır, bir lokma gibi yutar. Ama gemi, suyu içine almazsa onun üzerinde yol alır, varmak istediği hedefe vâsıl olur. Bu durumda su, hem nîmet, hem de âfet olabilecek bir imtihandır. İdrak sahipleri onu nîmet olarak kullanır; bu idrakten uzak olanlar ise âfetlerin girdabında boğulur. Yani nefsânî arzularına râm olanlar, altı delinmiş gemi gibidir. Hayatın hangi girdabında helâk olacakları meçhuldür.

Burada suyun temsil ettiği nefistir, gemi de onun rûhâniyetidir. Dolayısıyla mü’min nefsin şerrinden korunabilirse dünyada da âhirette de selâmettedir.

Yani nimetler iki uçlu bıçak gibidir. Bu fânî âlemin imtihan malzemeleridir. Yani her hâlükârda imtihan, mukadder.

İMTİHANIN BÜYÜĞÜ MAL VE CAN…

Âyet-i kerîmede buyurulur:

لَتُبْلَوُنَّ ف۪يۤ اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ

“Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz…” (Âl-i İmrân, 186)

Bu âyet-i kerîmenin idrâki içerisinde;

Kâmil insanın en zirvesinde bulunan Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- dünya ve içindekilere hiç kıymet vermemiş, onları bir emânet şuuruyla kullanmıştır. Kendisinden, dünyalık bir şey istendiğinde asla mübârek dudaklarından; «Hayır!» ifadesi çıkmamış, en tabiî ihtiyaçları bile istendiğinde elindekini isteyene vermişlerdir.

Çünkü Cenâb-ı Hak imtihan malzemesi olan beden ve malları, insanoğlundan cennet mukābili satın almaktadır. Âyet-i kerîmede buyurulur:

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ

“Allah; mü’minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır…” (et-Tevbe, 111)

ELİMİZDEKİ HER ŞEYİ HAK RIZÂSI İÇİN KULLANMALIYIZ

Cenâb-ı Hak bu büyük mükâfâtı bildirmektedir, çünkü;

Bir kimse alacağı mahsûlün miktarını bilirse, saçtığı tohumlardaki fedâkârlığını gözünde büyütmez. Üstelik fazla kazanç karşısında fırsatları az değerlendirdiğini idrâk eder ve daha büyük kârlar elde edebilecek olduğunu farkedip; «Keşke daha fazlasını yapabilseydim!» hasreti içinde olur. Dünyada böyle. Kıyâmet günü ise bu hasret daha yüksek olacaktır. Onun için bize verilmiş şu kazanç mevsimini iyi değerlendirmesini bilmeliyiz. Bilmeliyiz ki;

Bizlere ihsan ve ikrâm edilen can, beden, mal, evlât ve emsalleri; kulluk tahsilini kazanabilmek için bizlere verilmiş bir malzemedir. Bunları Hak rızâsı için kullanmak lâzımdır.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2009 Ay: Mayıs Sayı: 51

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle