İhsar ve Fevat Nedir?

İhsar ve fevat nedir? İhsar sebebiyle ihramdan çıkılır mı? Haccı kaçıran kimse ne yapmalıdır?

İslam’a göre hacdan engellenme (ihsâr) ve haccı kaçırma (fevât).

İHSAR NEDİR?

Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkmasına “ihsâr” denir. Hanefîlere göre düşmanın engellemesi, savaş yüzünden yolların kapanması, hastalık, parasız kalmak, kadının yanındaki mahreminin ölmesi gibi hac yolculuğuna devam etmeyi ve dolayısıyla tavaf ve vakfeyi önleyen her türlü engel “ihsâr sebebi” sayılır. Şâfiler’e göre ise ihsâr, yalnız düşmanın engellemesi ile meydana gelir.

İhrama ancak hac veya umre yapmak üzere girildiği için, çıkış da hac veya umre yapılarak olabilir. Hac ve umre yapması engellenen ihramlı kişi ise, sadece umre veya ifrad haccına niyet etmişse bir kurban, eğer kıran haccı için ihrama girmişse iki tane kurban keser. Buna “ihsar hedyi” denir ve Harem bölgesinde kesilmesi gerekir. Kurban kesilince kişi ihramdan çıkmış sayılır.

Şâfiler’e göre ise ihsar kurbanı, ihsara uğrayan kimsenin bulunduğu yerde kesilir ve bu kişi tıraş olmadıkça ihramdan çıkmış olmaz.

İhsar yüzünden yapılamayan hac ve umrenin kaza edilmesi gerekir. Hac için ihrama girenler bir hac ve bir umre; kıran haccı için ihrama girmiş olanlar, bir hac ve iki umre; yalnız umre için ihrama girmiş olanlar ise, sadece bir umre kaza ederler.

Şâfiler’e göre farz veya vâcip çeşidine giren hac veya umreden engellenen kişi, bunlardan hangisi için ihrama girmişse onun kazası gerekir. Nâfile hac veya umreden engellenme durumunda ise kaza gerekmez.

FEVAT NEDİR?

Hac yapmak üzere ihrama giren kişinin Arafat vakfesine yetişememesi, vakfe süresi içinde bir an da olsa Arafat’ta bulunamamasıdır. Özürlü veya özürsüz olarak, arefe günü zevalden itibaren, bayram gecesi, tan yeri ağarıncaya kadar, kısa da olsa bir süre Arafat’ta bulunamayan kişi o yılın haccını kaçırmış olur. Böyle bir duruma düşen kimse;

a) İfrad haccı yapmak üzere ihrama girmişse, umre yaparak ihramdan çıkar ve daha sonraki yıllarda haccı kaza

b) Temettu’ haccı yapmak üzere ihrama girmişse, önce umre yapıp, ihramdan çıkmış olması gerekir. Bundan sonra, arefe günü öncesinde, hac için yeniden ihrama girmişse, vakfeye yetişemediği için temettu’ haccı bozulur ve şükür kurbanı gerekmez. Bu durumda bir umre daha yaparak ihramdan çıkar. Daha sonraki yıllarda sadece bir hac kaza etmesi gerekir.

c) Kıran haccı yapmak üzere ihrama girmiş ve vakfenin kaçırılmasından önce umrenin tavaf ve sa’yini yapmış bulunursa, temettu’ haccında olduğu gibi, ikinci bir umre daha yaparak ihramdan çıkar. Eğer umre tavafını ve sa’yini yapmamışsa, önce umre ihramından çıkmak için tavaf ve sa’y yapar; sonra hac ihramından çıkmak için, ikinci defa tavaf ve sa’y yapar ve tıraş olup ihramdan çıkar. Kıran haccı tamamlanmadığı için şükür kurbanı gerekmez. Daha sonraki yıllarda sadece bir hac kaza

Hanefîlere göre vakfeye yetişemediği için, haccı kaçıranların, ihramdan çıkmak için ayrıca kurban kesmeleri gerekmez. Çünkü bu duruma düşen kişilerin, ihramdan çıkmak için yaptıkları ek umreler, hacdan engellenme (ihsar) durumuyla karşılaşanların kestikleri “hedy” kurbanı yerinde sayılır. Diğer üç mezhebe göre ise, kaza edilen hacda kurban kesmek vâciptir.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

İHSAR NEDİR?

İhsar Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.