Hz. Ömer’in (r.a.) Müminlere Tavsiyeleri

Hz. Ömer’den (r.a.) Müslümanlara dünya ve ahiret saadeti için ışık tutacak kıymetli tavsiyeler…

İmam Mâlik Hazretlerinden:

Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyurmuş “İnsanların en faziletlisi, muttakî olanlardır. Kişinin asaleti, dinidir. İyiliği ahlâkî durumudur. Cesaret ve korkaklık, insanlarda doğuştan vardır. Cesaretli kimseler, tanıdıklarını ve tanımadıklarını müdafaa ederler. Korkaklar ise ana babalarını bile müdafaa etmekten kaçarlar.

Servet dünyada yalnız insanlara bir değer kazandırır. Fazîlet ise takva iledir. Sen ne İranlı ne de Nebatlı ne de başka bir milletten üstün değilsin. Üstünlük, yalnız takva iledir. (İbn-i Ebî Şeybe Askerî)

NİYETİ OLMAYANIN AMELİ MAKBUL DEĞİLDİR

Hz. Ömer (r.a.), oğlu Abdullah’a şöyle yazmıştır:

“Sana Allah’a muhalefet etmekten sakınmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah’a muhalefet etmekten sakınanları Allah korur. Kim Allah’a dayanır ona güvenirse O ona kâfidir. Kim darda kalana ödünç verirse, Allah o kimsenin mükâfatını verir. Verilen nimetlere şükredenin Allah rızkını artırır. Niyeti olmayanın ameli de makbul değildir. Allah’ın rızasını gözetmeyen kimseye mükâfat yoktur. Şefkati olmayanın malı olmaz. Eskisi olmayanın yenisi olmaz. (İbn-i Ebi’d Dünya, İbn-i Asakir)

ÇOK KONUŞAN ÇOK HATA YAPAR

Cafer b. Zebergan’dan:

Hz. Ömer (r.a.) bazı valilere şöyle yazmıştır:

“Çetin hesap günü gelmeden önce, dünyada, kendinizi hesaba çekiniz. Çetin hesaptan önce bollukta (dünyada) kendini muhasebe edenlerin akıbetleri, memnuniyet verici ve imrendirici olur. Kimi dünya oyalar, ve günâhları onu meşgul ederse, onun akibeti pişmanlık ve hüsran olur verilen öğütleri unutmayın ki yasak edilen şeyleri yapmazsınız. (Beyhaki, İbn-i Asakir)

Ahnef b. Kays’dan: Ömer (r.a.) şöyle buyurdu “Ahnef! Çok gülenin heybeti azalır. Şakacı olanlar bu yüzden hafife alınırlar. Çok konuşan, çok hata yapar, çok hata yapanların hayâsı azalır. Hayâsı azalanın ise takvası azalır. Takvası azalanın da kalbi ölür. (Taberânî, Evsat)

İŞLERİNİ ALLAH’TAN KORKANLARLA İSTİŞARE ET

Muhammed b. Şihab’dan (r.a.): HZ. Ömer (r.a.) buyurur “Seni ilgilendirmeyen boş şeylerle uğraşma. Düşmanından uzak dur. Sadece emniyet ettiğin arkadaşlara güven. Çünkü, toplumda, güvenilir arkadaşın yerini, hiç bir şey tutamaz. Günahkârlarla düşüp kalkma, sonra yaptıklarını sana aşılarlar. Sırrını da onlara açma. İşlerini Allahü Teâlâ’dan korkanlarla istişare et. (Hilye, 1/55)

HZ. ÖMER’DEN (R.A.) HİKMET DOLU 18 TAVSİYE

Said b. Müseyyeb’den (r.a.) şöyle dedi:

Hz. Ömer (r.a.) hepsi de hikmet dolu on sekiz tavsiyede bulundu.

1. İnsanların isyanına sebep olup, cezalandırmaktansa, isyana sebep olan şeyleri ortadan kaldırıp, itaati gerçekleştirmek daha hayırlıdır.

2. Gerçek anlaşılıncaya kadar Müslüman kardeşinin yaptıklarını iyiye yor.

3. Müslümanın ağzından çıkan bir sözü hemen kötü sayma, onda hayra yorulabilecek taraflar da bulabilirsin.

4. Kendini töhmetlere açık tutan kimse hakkında zanla hüküm verenleri kınama.

5. Sırrını gizleyen kimse, istediği gibi davranır, onun esiri olmaz.

6. Aralarında yaşayabileceğin samimi arkadaşlar edin. Çünkü onlar iyi günlerde gönül şenliği, kötü günlerinde de yardımcıdırlar.

7. Ölüm pahasına da olsa doğruluktan ayrılma.

8. Seni ilgilendirmeyen işlerle meşgul olma.

9. Olmayan şeylere dair soru sorma, çünkü o senin için yoktan bir meşguliyettir.

10. Bir konuda ilerlemeni istemeyene, o konuda bir şey havale etme.

11. Yalan yere yemini hafife alma. Yoksa Allah seni helak eder.

12. Kötü yolları öğrenmemen için günahkârlarla sohbet etme.

13. Düşmanlardan uzak dur. Güvenmediklerinden sakın.

14. Güvenilen arkadaş ise sadece Allah’tan korkandır.

15. Mezarlıkta huşû içinde bulun!

16. İbadet anında kendini say.

17. Günâhlardan kendini koru.

18. İşlerini Allah’tan korkanlarla müşavere et! Çünkü Allah Teâlâ Allah’tan sadece âlim kulları korkar buyuruyor. (Fâtır, 28)  (Hatib İbn-i Asakir, İbn-i Neccâr)

Kaynak: Sadık Dana, İslam Kahramanları 1, Erkam Yayınları

HZ. ÖMER’İN (R.A.) HAYATI

Hz. Ömer’in (r.a.) Hayatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.