Hayr Nessac (k.s.) Kimdir?

Adı Muhammed b. İsmail, künyesi Ebu’l-­Ha­san, lakabı Nessâc. Ebû Hamza Bağdâ­dî’­nin müridi. Seriy Sakati ue Ebu’l-­Hüseyn Nûrî ile çağdaş ve arkadaş.

Ebû Bekir Şibli ve İbrahim Havvas’ın şeyhi. Samarra’da doğdu. Küfe ve Bağdat’ta bulundu. Hac için Mekke’ye gitti. Uzun ömürlü şeyhlerdendir. 322/933 yılında 120 yaşında olduğu halde vefat etti.

HAYR LÂKABI VE NESSÂC SIFATI

Asıl adı Muhammed olmakla birlikte Hayr adını ve Nessac (dokumacı) lakabını alışı ile ilgili şöyle bir kıssa nakledilir: Doğum yeri olan Samarra’dan hac maksadıyla yola çıktı. Kûfe’ye uğradı. Kendi kendine “asla taze hurma yemeyeceğim” diye Allah’a söz vermiş. Bir gün nefsinin ısrarına dayanamayıp taze hurma yiyince bir adam sokulup: “Ey Hayr, seni kaçak seni” diye kendisini yakalamış. Meğer adamın Hayr adında kaçak bir kölesi varmış, adam bunu ona benzetmiş. O da bunu yaptığı hatâdan dolayı kendisi için bir ibtilâ olarak düşündü ve itiraz etmemiş. Adam onu alıp evine götürmüş ve tezgâhlarında dört ay kadar dokumacı olarak çalıştırmış. Sahibi kendisine ne zaman “Yâ Hayr” diye seslense koşarak efendisine itâat edermiş, “Ben sizin kaybolan köleniz Hayr değilim” demezmiş. Nihayet bir gün yanıldığının farkına vararak: “Hadi git, ben seni kölem Hayr sanarak yanılmışım.” diye onu serbest bırakmış. O günden sonra da “Hayr Nessac” diye anılmış.

Nessac kendisine köle muamelesi yapan bu adamın yanından ayrıldıktan sonra hac için Mekke’ye gitti. Orada Cü­neyd ile karşılaştı ve Cüneyd kendisine: “Hayr en hayır­lınızdır” diye iltifat etti. Aslında kendisine Hayr adıyla hitap adilmesinden hoşlanırdı. “Bir müslümanın taktığı adı değiştirmem” derdi.

Hayr Nessac, Allah korkusunu, terbiyesizliği alışkanlık haline getiren nefisler için kamçı olarak görürdü.

Şöyle konuşurdu: “Allah müttakilerin göğsünü yakîn nuru ile açmış, yakîn ehlinin basiretlerini îmân hakikati ile genişletmiştir. İmânın bulunduğu yerde yakîn de bulunur. Çünkü bunlar birbirlerinin yoldaşıdır.

Sabrı ricâlin, er kişilerin ahlâkı olarak görür; rızayı ise kerem sahiplerinin huyu sayardı. Ona göre kulu gayesine ulaştıran ameller şunlardı: İnsanın kendi kusûrunu görmesi, Hakk’ın kuvvet ve kudreti karşısında aczini itiraf ve zaafını idrak etmesidir.

Bazıları onun “Nessâc” adını dokumacılığına değil, hikmetli sözler dokumasına işaret olduğunu söyler.

Rivayete göre bir gün Hayr Nessâc’ın gönlüne “Cü­neyd’in kendi evinin kapısına geldiği düşüncesi arız oluyor. O ilkinde bu düşünceyi kovuyor. Peş peşe üç defa hatırına bu düşünce gelince dışarı çıkıyor. Bir de ne gِrsün Cüneyd kapıda kendisini bekliyor. Cüneyd soruyor: “Niçin ilk aklına geldiğinde dışarı çıkıp gelmedin?” Hayr bu soruyu cevapsız bırakıyor.

Derdi ki: “Dünyanın değerini bilen âhiretten hakkını alır. Âhiretin hakkını bilmeyeni dünya tamaı mahveder.”

İLİM VE HÜKM-İ KAZÂ

Şükür bahtiyarlığına erenin gözünde nimetler küçülür. Çünkü en büyük nimet nimetlere şükürdür. İhlas, amellerin kabûlünün esasıdır. Samimi ve gayretli olarak adım atanın adımına yetişilmez.

Şu sözü çok ibretli ve düşündürücüdür: “Allah’ın eliyle yarattığı Adem’inkinden daha onurlu bir neseb yoktur. Bununla birlikte o da masum değildir. Allah’ın bütün ilimleri öğrettiği Âdem’in ilminden daha üstün bir ilim yoktur. Bununla birlikte üzerinde hükm-i kâza cereyân edince bu ilmin ona bir faydası olmamıştır. İblis’ten daha âbid biri yoktur. Ama hakkında mukadder olan âkıbetten kurtulamamıştır. Her mahlûkun tevhîdi eksiktir. Zira bu tevhîd, ondan başkasıyla kaim, ve başkasına muhtaçtır. Allah’ın kendi kendine olan tevhîd-i tam ve mükemmeldir.

Senin fiillerinin karşılığı yine senin yaptıklarına uygun düşecek tarzda olur. Sen Allah’ın fazl ve ihsanını iste. Çünkü O, en kâmil ve en güzel olandır. Kişi organlarıyla sû-i edebe mugayir bir hareket yapacak olursa bu onun gaflet-i kalbinden ve zulmet-i sırrındandır.

SEKERÂT HÂLİ

Ölüm öncesi sekerât anında yanında bulunanların anlattığına göre akşam namazı vakti gelince bir an baygınlık geçirmiş. Neden sonra kendine geldiğinde evin köşesine doğru bakarak şöyle konuşmuş: “Sen emir kulusun, ben de. Sana emredilen şeyin vakti geçmez, ama bana emredilenin vakti geçer. İzin ver de namaz kılayım. Ondan sonra emanetini teslim alırsın.” demiş. Ardından abdest alıp namazını kıldıktan sonra ruhunu teslim etmiş. Öldüğü gece kendisini rüyada gören biri sormuş: “Allah Teâlâ sana nasıl muâmele buyurdu?” Demiş ki: “Bunu bana sormayın; fakat sizin necis dünyanızdan kurtulup râhata kavuştum.”

- rahmetullahi aleyh -

Kaynaklar: Sülemî, s. 322-325; Ebû Nuaym, X, 307-309; Kuşeyri, I, 156-157; Hücvîrî, s. 197; İbnü’l-Cevzî, II, 451-454; Attâr, s. 545-547; İbnul-Mulakkın, s. 196-199; Cami, s. 135-136; Şârânî, I, 80; Münâvî, I, 398-399; Nebhânî, I, 175.

Kaynak:  Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ, Gönül Erleri, Erkam Yayınları

HALLAC-I MANSUR (K.S.) NEDEN İDAM EDİLDİ?

Hallac-ı Mansur (k.s.) Neden İdam Edildi?

HALLAC-I MANSUR’A (K.S.) ATILAN GÜL

Hallac-ı Mansur’a (k.s.) Atılan Gül

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.