Haşr ve Ahirette Hesap Nasıl Olacak?

Haşir ne demektir, anlamı nedir? Haşr nasıl olacak? Ahirette hesap nasıl olacak? Mahşer günü ile ilgili ayet ve hadisler.

Haşir ve hesap verme ahiret hayatının aşamalarındandır.

HAŞİR NEDİR?

Haşir, “toplanmak, bir araya gelmek” demektir. Bir terim olarak ise, yüce Allah’ın insanları, kıyamet koptuktan sonra hesaba çekmek üzere bir araya toplamasıdır. İnsanların toplandıkları yere mahşer veya Arasât denir.

MAHŞER GÜNÜ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Melekler, cinler ve insanlar dirildikten sonra insanoğlunun büyüğü küçüğü, akıllısı, akıl hastası hepsi bir arada toplanacaktır. Hayvanlar da haşrolunacaktır.[1] Ancak hayvanlar kendilerini ilgilendiren haklarını aldıktan sonra toprak olurlar. Onların bu durumunu gören inançsız kişiler, “Keşke biz de toprak olsaydık” diye temennide bulunurlar.[2]

Mahşerde herkes, dünya hayatında kime inanmış ve tabi olmuş ise onunla birlikte ve onun arkasından gider, birlikte toplanırlar. Mü’min, münâfık, fâsık ve kâfir önderleriyle bir arada bulunur. Kur’an-ı Kerim’de, önder ve tabi olanlarının birlikte toplanması hakkında şöyle buyurulur: “Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız.” [3] “Fir’avun kıyamet gününde milletine öncülük eder. Onları cehenneme götürür, gittikleri yer ne kötüdür!” [4]

Kur’an’da mahşerden söz eden pek çok âyet vardır. Biz örnek olarak aşağıdaki âyetleri vereceğiz: “Allah onları sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını sandıkları bir durumda yeniden diriltip toplayacağı gün, birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Çünkü onlar doğru yola gitmemişlerdir.” [5] “O gün zâlim kimse ellerini ısırıp şöyle diyecektir: Yazık bana! Keşke peygamberle birlikte bir yol tutsaydım. Yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim..” [6]

Mahşer günü çok sıkıntılı, korkulu ve dehşetli bir gündür. Herkes kendi derdine düşeceği için yakınlarıyla bile ilgilenemeyecektir. O gün mü’minlerin yüzleri parlayacak, inkârcıların yüzleri ise kararacak, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve çocuklarından kaçacaktır.[7] Hz. Peygamber her kişinin öldüğü durum üzere diriltileceğini, yalın ayak ve ilk yaratılışları gibi haşredileceğini bildirmiştir.[8]

AHİRETTE HESAP NASIL OLACAK?

İnsanlar hesaplarının görülmesi için toplanınca, dünyada yaptıklarının, yazıcı meleklerce kaydedildiği “amel defterleri” dağıtılır. Bu defterler hakkında Kur’an’da şöyle buyurulur: “Kitap ortaya konmuştur. O anda suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini saymış!” derler. Yaptıkları her şeyi ortaya konmuş bulurlar. Rabb’in hiç kimseye haksızlık etmez.” [9]

Amel defterleri cennetliklere sağdan, cehennemliklere soldan veya arkadan verilir. Defteri sağdan verilenlere “ashâb-ı yemîn”, soldan verilenlere ise “ashâb-ı şimal” denir.

İnsanlar amel defterlerini ellerine aldıktan ve dünyada yaptıklarını en ince detayına kadar yazıldığını gördükten sonra, yüce Allah tarafından hesaba çekileceklerdir. Bu sırada yazılı belgelerden ayrı olarak, insanın organları ve yeryüzündeki canlı cansız varlıklar da insanın yaptıklarına tanıklık edecektir.

Hz. Peygamber hesap sırasında insanlara şu beş şeyin sorulacağını bildirmiştir: a) Ömrünü nerede tükettiği, b) Gençliğini nasıl geçirdiği, c) Malını nereden kazandığı, d) Nereye harcadığı, e) Bildiklerini uygulayıp uygulamadığı sorulacaktır.[10] Mü’minlerin bu sorulara kolaylıkla cevap verecekleri, inkârcıların ise ince ve titiz bir sorgulamaya tâbi tutulacakları çeşitli hadislerde haber verilmektedir.[11]

Dipnotlar:

[1] En’âm, 6/38; Tekvîr, 81/5; Nebe’, 78/40. [2] Nebe’, 78/40. [3] İsrâ, 17/71. [4] Hûd, 11/98. [5] Yûnus, 10/45. [6] Furkân, 25/27, 28. [7] Abese, 80/34-42. [8] Buhârî, Rikâk, 45; Müslim, Cennet, 14, 19; Tirmizî, Tefsîr, 18. [9] Kehf, 18/49. [10] Tirmizî, Kıyâmet, 1. [11] Buhârî, Rikâk, 49, Mezâlim, 2; Müslim, Zekât, 20, Cennet, 18.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

HESAP GÜNÜ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Hesap Günü İle İlgili Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.