Günümüzde Çoğalan Fitnelere Karşı Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Günümüzde çoğalan fitnelere karşı nelere dikkat etmeliyiz?

Günümüzde fitne ve fesat çoğaldı. Muhammed Mustafa Resûlullah Efendimiz, fiten hadislerinde zikrettiği kıyamet alâmetlerinin zuhur edeceğini haber vermiştir. Böyle zamanlarda her zamankinden daha fazla Kur'an-ı Kerim’e ve sünnete sarılmaya, gönlümüzü vahiy ile buluşturmaya gayret etmemiz icap eder.

Bugün görüyoruz ki Siyonist Yahudiler, tahrif olmuş dinlerine sımsıkı sarılmış vaziyetteler. Kendilerinin üstün bir ırk olduğuna inanıyorlar. Katliam yapmak, yıkıp yakmak, işkence etmek gibi pek çok rezil fiilleri kendi tahrif edilmiş anlayışlarında meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Bugün bize düşen ise bu taklit hastalığından kurtulmak ve onlara benzememektir. Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerim’de, “Muhammed, Allah’ın Resûlü’dür...” (el-Fetih, 48/29) buyurmaktadır. Müminin ilk şartı sağlam bir akaide sahip olmaktır. Aynı ayetin devamında da küffara karşı izzetli ve tavizsiz olmanın işareti verilmektedir. Bir Müslüman, inancı ve şahsiyetiyle onlara asla benzememelidir.

Efendimiz buyuruyor ki: “Sizden öncekilerin yolunu karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girseler, siz de onları takip edeceksiniz.” Sahâbe, “Ya Resûlallah! Yahudi ve Hristiyanları mı?” diye sorunca, Efendimiz, “Başka kim olabilir?” buyurmuştur. (Sahih-i Buhari; Sahih-i Müslim)

Bugün maalesef oradan gelen modalar, internet üzerinden yayılan içerikler ve çeşitli kültürel akımlar sebebiyle neslimizi çok iyi korumamız gerekiyor. Bu, hepimizin üzerinde büyük bir vebal ve sorumluluktur.

Tarihte Nûşirevân adaletli bir hükümdardı. Bir gün ava giderken beli bükülmüş, iki büklüm olmuş bir ihtiyarın fidan diktiğini gördü. Yanına yaklaşıp dedi ki:

“Ey ihtiyar! Sen de bir zamanlar gençtin, güçlüydün. Şimdi ise iki büklüm olmuşsun. Herhâlde teneşire gitmene de fazla vakit kalmadı. Bu diktiğin fidanın meyvesini görebilecek misin?”

İhtiyar şöyle cevap verdi:

“Padişahım, bizden öncekiler dikti, biz onların meyvesinden istifade ettik. Ben de bunu dikiyorum ki bizden sonrakiler faydalansın.”

Velhâsıl bugün baktığımızda, en mühim vazifelerden biri arkamızdan hayırlı bir nesil yetiştirmektir. Evlatlarımızı zamanın şerrinden, bazı medya araçlarının zararlarından korumamız gerekir. Hem kendimizi hem de evlatlarımızı muhafaza etmeliyiz.

Bilhassa bugün cep telefonu birçok insan için bir afet hâline gelmiştir. Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki: “Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” (Sünen-i Ebu Davud)

Müslümana şahsiyet yakışır. Müslüman, İslâm’ın haysiyetini, şerefini ve karakterini muhafaza etmelidir.

Efendimiz, ibadette bile başkalarına benzememeyi emretmiştir. Muharrem orucu ile ilgili olarak, “Bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla birlikte tutun.” buyurmuştur. (Müsned-i Ahmed)

Ezan meşru kılınmadan önce bazıları, “İnsanları boru ile çağıralım.” dedi, bazıları da “Çanla haber verelim.” teklifinde bulundu. Fakat Efendimiz bunu kabul etmedi. Çünkü bunlar başka dinlerin ibadet şekillerine benzemekteydi. Daha sonra ezan, Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu olarak ümmete nasip edildi.

Osman bin Affan, Hudeybiye Antlaşması sırasında elçi olarak Mekke’ye gönderildi. Oradakiler ona, “Sen bizim akrabamızsın, gel tavaf et.” dediler. O ise büyük bir iman şuuru ortaya koyarak, “Allah Resûlü’nün kabul edilmediği yerde ben de yokum.” diyerek tavrını ortaya koydu.

Bir müminin daima bu haysiyet ve inceliği yaşaması gerekir.

Ömer bin Hattab radıyallahu anh da Azerbaycan seferleri sırasında şöyle ikaz etmiştir: “Sakın putperestlerin giydiği gibi giyinmeyin, onların yaşantısına benzemeyin. Bulunduğunuz yerlerde İslâm’ın şahsiyetini koruyun, temsil edin.”

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.” (et-Tevbe, 9/119)

Sadi Şirazi der ki: “Ashab-ı Kehf'in Köpeği, sadıklarla beraber olduğu için büyük bir şeref kazandı ve Kur’an’da zikredildi.”

Buna karşılık, Lût Aleyhisselâm’ın fasıklarla beraber olan hanımı kurtulamadı. Aynı şekilde Nuh Aleyhisselâm’ın hanımı da kurtulamadı. Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Allah, inkâr edenlere Nuh’un karısı ile Lût’un karısını misal verdi...” (et-Tahrîm, 66/10)

Yani kalpte Allah için buğz etme hassasiyeti hiçbir zaman kaybolmamalıdır. Çünkü bu hassasiyet kaybolursa, gayrimüslimlerin nefsânî hayat tarzını taklit etme başlar ve zamanla aradaki farklar ortadan kalkar.

Eğer imanı bir halata benzetirsek, Allah için tavır alma şuuru zayıfladığında o halatın lifleri teker teker kopmaya başlar.

Efendimiz buyuruyor ki: “Ümmetimin fesâda uğradığı dönemde, sünnetime yapışan kişiye şehit sevâbı verilir.” (Heysemî, I, 172; Ebû Nuaym, Hilye, VIII, 200; Suyûtî, el-Câmî, no: 9171)

Fakat bu, sadece zahirde değil; Kur'an-ı Kerim’in bütün muhtevasını, zahir ve bâtın yönüyle yaşamayı gerektirir.

İslam ve İhsan

FİTNEYE KARŞI NE YAPILMALI?

Fitneye Karşı Ne Yapılmalı?

FİTNEYE SEBEP OLAN ŞEYLER!

Fitneye Sebep Olan Şeyler!

PEK YAKINDA MÜSLÜMANIN EN HAYIRLI MALI..." HADİSİ

Pek Yakında Müslümanın En Hayırlı Malı..." Hadisi

FİTNE NEDİR, NEREDEN GELECEKTİR?

Fitne Nedir, Nereden Gelecektir?

AHİR ZAMAN FİTNELERİ

Ahir Zaman Fitneleri

FİTNEDEN VE CEHENNEM AZABINDAN KORUNMAK İÇİN OKUNACAK DUA

Fitneden ve Cehennem Azabından Korunmak İçin Okunacak Dua

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle