Güneş ve Dünya Hakkında İlginç İstatistikler

Dünyanın merkezi bir ateş okyanusu, semâmızda daha devâsâ bir başka ateş okyanusu... İki ateşin arasında Cenâb-ı Hak bizlere, serin selâmet bir hayat bahşediyor. O güneşin vesile kılındığı fotosentezle nebâtat, çiçekler ve meyvelerle rızıklandırılıyoruz. İşte muhteşem istatistiklerle tefekküre sevkeden ilahi bir nizam örneği...

Güneş ile Dünya arasındaki uzaklık 150 milyon kilometredir. Bu mesafe, ışık hızıyla dahî ancak sekiz dakikada katedilebilmekte. Diğer galaksi, yıldız ve gezegenleri hesap edelim!

GÜNEŞ'E DAİR BİLGİLER

Güneş’in yaşı yaklaşık 5 milyar yıl olarak tahmin edilmektedir. Isısını kendi merkezindeki nükleer ocaktan alıp yanmaya devam eder.

Güneşin büyüklüğünü idrâk edebilmek için şu ölçüyü verelim: İçerisine Dünya’mız gibi tam 1 milyon 300 bin tane gezegen sığar.

Dış yüzündeki sıcaklığı 6 bin santigrat derece, içinin sıcaklığı ise 20 milyon santigrat derecedir.

Yani dünyanın merkezi bir ateş okyanusu, semâmızda daha devâsâ bir başka ateş okyanusu... İki ateşin arasında Cenâb-ı Hak bizlere, serin selâmet bir hayat bahşediyor. O güneşin vesile kılındığı fotosentezle nebâtat, çiçekler ve meyvelerle rızıklandırılıyoruz.

Güneş saatte 720 bin kilometrelik muazzam bir hızla yol alır.

Güneş’te her saniye 564 milyon ton hidrojen 560 milyon ton helyuma dönüşür. Aradaki 4 milyon tonluk fark gaz maddesi de enerji ve ışın hâlinde yayılır.

Yok olan kütleye göre hesap yaparsak;

Güneş saniyede 4 milyon ton, dakikada ise 240 milyon ton madde kaybetmektedir. Ancak güneşin bu güne kadar kaybettiği madde, sadece 5 binde 1’idir.

Güneşin ışığı, bütün sistemi aydınlatmıyor. Işık âdetâ izole edilmiş özel bir kablo içinde karanlık olarak dışarıya hiç sızmadan atmosferimize kadar geliyor. Atmosfere dokununca, bir lambanın düğmesine basılmış gibi, o paket açılıp ziyâsını yaymaya başlıyor. Rengârenk bir âlemi bize temâşâ ettiriyor.

Güneşten gelen şuâlar yere vurunca da sıcaklığını veriyor, bütün mahlûkat için gerekli ısıyı temin ediyor. Bütün mahlûkātın ayarı bu dengeye bağlı.

Yaprağa dokunuyor onun neşv ü nemâsını sağlıyor.

Denize dokunuyor, yağmur deverânı için gerekli miktarda suyu buharlaştırıyor...

Güneş, saatte 720 bin kilometrelik müthiş bir hızla yol alır. Nereye? Meçhul!

Güneş ise, Samanyolu galaksisinde bulunan tahminen 200 milyar yıldızdan sadece birisidir. Güneş gibi milyarlarca ilâhî azamet tecellîsi. Zira bugün keşfedilmeyen bir bilgiyi Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede misal veriyor:

“Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz bu, gerçekten büyük bir yemindir.” (el-Vâkıa, 75-76)

Cenâb-ı Hakk’ın muazzam sanatını biz ancak basit ve dar çerçevede idrâkimiz kadar anlayabiliyoruz.

Denizde balıklar yaşar diyoruz. İlâhî tanzim denizin içinde görünmeyen perdeler çekmiş. Üst seviyede yaşayan balıklar, denizin alt seviyelerine inmiyor. Orta seviyede yaşayanlar da daha aşağı tabakalara, dip seviyelere inmiyorlar. Dipte yaşayanlar da üst seviyelere çıkmıyor. Her biri sudaki görünmez katlar içinde hayatını devam ettiriyor.

Güneşin ışığının ulaşmadığı denizin diplerinde de balıklar ve sâir mahlûkat yaşıyor. Allah onlara da başka gözler, başka antenler bahşetmiş. Yarasalarda ve birçok mahlûkatta, insanoğlunun yeni bulduğu, radarlarda kullandığı sistem mevcut.

Yavrularının büyümesinde yılanın bile nazarlarının ayrı bir tesiri vardır. Yine kaplumbağanın bakışının da, yumurtalarının kırılmasında müessir olduğu ifade edilmektedir.

Kangurunun Hamilelik ve Yavrularını Emzirme Nizamı

Her mahlûkāta ayrı bir hayat tarzı. Doğumu, büyümesi ve ömrü.

Meselâ kangurunun hamilelik ve yavrularını emzirme nizamı bambaşka husûsiyetlerle doludur. 30-40 günlük kısa bir gebelikten sonra doğan, henüz çok minik olan yavrular annelerinin kesesine geçer ve dokuz ay daha kesede anne sütüyle beslenirler. Bu süt, yavrunun ihtiyacına göre salgılanır. Başta su gibi berrak, sonraki aylarda koyu ve yağlı. Bir yavru büyürken, anne kanguru bir başka yavru dünyaya getirebilir, onun için ayrı, evvelki yavru için ayrı ayarlarda süt, vücudunda yaratılır ve âdetâ ayrı musluklarda ikrâm edilir. Bir üçüncüsü doğar, bu kez üç memeden üç ayrı vasıflarda süt akar.

Ne muhteşem bir manzara! Ne muazzam bir kudret nişânesi!

Hepsi Allâh’ın azamet tecellîleri...

Gözler çeşit çeşit... Bazı yılanlarda termal kameralarda taklit edilen göz var. Karanlıkta avını vücut ısısıyla görüyor.

Birçok böcek türü; petek petek yüzlerce, binlerce gözün birleştiği bir çeşit göze sahip.

Her şey O’nun sanatı karşısında itirafta:

“(Bu,) her şeyi sapasağlam yapan Allâh’ın sanatıdır.” (en-Neml, 88)

Ziya Paşa’nın dediği gibi:

Sübhâne men tehayyera fî sun‘ihi’l-ukūl

Sübhâne men bi-kudretihî ya‘cizu’l-fuhûl

“Sanatı karşısında akılların hayrete düştüğü, kudretiyle en üstün âlimleri bile âciz bırakan Allah Teâlâ’yı tesbih ederim...”

Yeryüzü; vadiler, ovalar, dağlar vb. coğrafî şekillerle insanın yaşayabilmesi için elverişli olarak halk edilmiştir. O ateşin üzerinde yemyeşil bağlar, bahçeler, tarlalar ve meralar yaratılmıştır. Ağaç bir nimet, gölge bir nimet... Bizi etleri ve sütleriyle besleyen hayvanları doyuran, gözümüzde hiçbir değeri olmayan otlar ne büyük bir nimet... Muazzam bir nizam... Şaşmayan bir âhenk...

Bunların her biri ayrı birer nimet. Her biri Hâlık’ını tefekkür ettiren, azamet karşısında haşyetle ürpermeye ve şükrânesini edâ etmeye sevk eden hârikulâde manzaralardır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları

İslam ve İhsan

SİZ BU TEKLİFİ KABUL EDER MİYDİNİZ?

Siz Bu Teklifi Kabul Eder miydiniz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle