Günde 3 Saat 34 Dakika Televizyon Seyrediyoruz

RTÜK’ün 26 ilde 15 yaş ve üzeri 2 bin 600 kişiyle gerçekleştirdiği ‘2018 yılı Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması’nın sonuçlarına göre, Türk vatandaşları günde 3 saat 34 dakika televizyon seyrediyor.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından daha önce 2006, 2009 ve 201’te yapılan ve televizyon izleme eğilimlerinde yaşanan değişimleri ölçmek amacıyla 2018'de tekrarlanan “Televizyon İzleme Eğilimleri” araştırması, nisan-mayıs aylarında, 26 ilde 15 yaş ve üzeri 2 bin 600 kişiyle yapıldı.

Yüz yüze anket yöntemiyle yürütülen araştırma ile televizyon izleme eğilimlerinin nasıl değiştiği, yeni medyanın izleme eğilimlerini nasıl etkilediği gibi soruların yanıtı arandı.

Bu kapsamda günlük ortalama televizyon izleme süresinin 3 saat 34 dakika olarak belirlendiği araştırmanın sonuçlarına göre, hafta içi günlük ortalama televizyon izleme süresi 3 saat 30 dakika, hafta sonu günlük ortalama televizyon izleme süresi de 3 saat 45 dakika olarak saptandı.

Araştırma sonuçlarında 2006’ya kıyasla televizyon izleme sürelerinde belirgin bir azalma yaşandığı görüldü. 2006’da yapılan araştırmada günlük ortalama 5 saat 12 dakika, 2009'daki araştırmada 4 saat 36 dakika, 2012’deki araştırmada ise 4 saat 24 dakika televizyon izlendiği belirlenmişti.

TÜRKÇEYİ EN İYİ TRT KULLANIYOR

Araştırmaya katılanların yüzde 51,7’si televizyonda yayınlanan programların 5 yıl öncesine kıyasla aynı kaldığını, yüzde 25,6’sı da iyi yönde ilerlediğini belirtirken, katılımcıların yüzde 46,3’ü kuşak programlarından, yüzde 21,6’sı da dizi filmlerden şikayetçi olduğunu bildirdi.

Araştırmada, “Türkçeyi en iyi TRT kullanıyor” diyenlerin oranı da yüzde 36,9 oldu.

EN ÇOK GELENEKSEL MEDYAYA GÜVENİLİYOR

En çok izlenen program türünün “haberler” ve “yerli diziler” olarak belirlendiği araştırma sonuçlarına göre, kadınlar haber ve dizi, erkekler ise spor ve açık oturum programlarını daha fazla izliyor.

Katılımcıların yüzde 69,2’si televizyona, yüzde 62,3’ü yazılı basına, yüzde 62,2’si radyoya, yüzde 59,1’i internet üzerinden haber sitelerine ve yüzde 53,7’si de sosyal medyaya bir haber kaynağı olarak güveniyor.

Televizyon yayınlarını izlemeyenlerin yüzde 42,8’i “yayınlanan içerikleri beğenmedikleri” için TV izlemediklerini bildirirken, hanelerde en fazla yüzde 64 oranında klasik televizyon bulunuyor. Bunu sırasıyla yüzde 54 oranında taşınabilir bilgisayar, yüzde 40 oranında akıllı televizyon, yaklaşık yüzde 36 oranında tablet bilgisayar, yüzde 33 oranında masaüstü bilgisayar ve yüzde 29’u da radyo takip ediyor.

Yeni medya araçlarının toplam verisi dikkate alındığında ise her 4 haneden 3’ünde (hanelerin yüzde 75’i) masaüstü bilgisayar, taşınabilir bilgisayar ve tablet cihazlarından en az birinin bulunduğu belirlendi.

Ayrıca yaş arttıkça aylık ortalama televizyon izlenen gün sayısı artarken, eğitim düzeyi arttıkça aylık ortalama televizyon izlenen gün sayısı azalıyor.

TELEVİZYON HALA VAZGEÇİLMEZ ARAÇ

Yeni medya araçlarından TV izleme en çok taşınabilirlik ve çok amaçlı kullanım özelliği nedeniyle tercih ediliyor. Akıllı telefondan televizyon yayınlarını en çok 15-24 yaş arasındaki gençlerin izlediği belirlenirken, katılımcıların yüzde 88,8'i yayınları tek bir cihazla izlemek durumunda kalsa televizyonu seçeceğini ifade etti.

Araştırmaya katılanların yüzde 40,9’u televizyon izlerken yemek yediklerini, yüzde 20,1’i ise tablet, bilgisayar veya akıllı telefon kullandıklarını söyledi.

İNTERNET YAYINLARININ DENETİMİ

Yayınların denetimine ilişkin izleyici görüşlerinin de belirlendiği araştırmada katılımcıların yüzde 45,8’i televizyon yayın içeriklerinin yayın öncesinde, yüzde 28,4'ü yayın sonrasında ve yüzde 25,8’i de yayın esnasında denetlendiğini düşündüğünü aktardı.

Katılımcıların yüzde 70,4’ü internet üzerinden yayın yapan platformların denetlenmesi gerektiğini düşünürken, yüzde 13'ü de denetimin olmaması gerektiği görüşünü paylaştı.

Ayrıca katılımcıların yüzde 68,4’ü internet yayınları denetiminin RTÜK tarafından yapılmasını doğru bulurken, yanlış bulanların oranı yüzde 12,4 oldu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.