Zamanın Her Anı Âhireti Hatırlatır

Güneşin doğuşu ve batışı, mevsimlerin değişimi ve takvim yapraklarının tükenişi; insanı dünya hayatının geçiciliğini okuyup ebediyet için hazırlanmaya davet eden ilâhî işaretlerdir.

Doğan her fecir, ömür defterinden bir beyaz sayfanın daha açılışı... Mahşer şafağında okunacak o yaprakta, neler yazacak? O sayfa, nelerle doldurulacak?

Her öğle vakti; güneşin tepeye dikildiği, gölgenin zeval bulduğu, azametli aydınlığıyla, gölgesi olmayan o müthiş günü tedâî ettirmekte...

Her ikindi; uzayan gölgeleriyle, semâ kararmadan bir an önce menzil-i maksûda varmayı hatırlatan bir sararış... Zamanın akıp gittiğini, fakat bir yandan da tükendiğini ihtar...

Her gurub vakti; kâinâtın infilâk edeceği kıyâmeti ihtar eden, muhteşem renkleriyle ufukları kaplayan müthiş bir sahne...

Her gece; nelere gebe olduğu sır, birer muammâ... Gündüzün maddî âlâyişine ve kesretine karşılık, gecenin yıldızlı semâlar haşmetinde mânevî derinliği...

Güz, fânîliği; kış, ölümü ve kıyâmeti; bahar, yeniden dirilişi ve yaz, ebedî hasadı anlatmakta.

Gökteki takvimler hiç durmuyor. Duvarlarımızdaki takvimler de tükenmekte... Yıllar değişmekte, aylar, haftalar bitmekte... Gafiller; yeni bir yıl başlıyor diye, bir yaşıma daha bastım diye eğlenmeye kalkarken; ârif gönüller; «Bir yıl daha defter-i âmâle acaba nasıl kaydoldu?» suâlinin hüzün ve endişesinde...

Bütün bu zamanlar, nereden gelip, nereye gitmekte? Nerede ve nasıl bitecek?..

Cenâb-ı Hak; Kur’ân-ı Kerîm’in nâzil olan ilk âyetiyle bizleri, her şeyde fânîlik ihtârını derinden tefekkür etmeye sevk etmekte;

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (el-Alak, 1) buyurmakta...

“Her hâdiseyi, her vâkıayı oku!.. Her hâdisede kalbin Cenâb-ı Hak ile buluşsun...”

Bu ise kalbî seviye kazananlar için en büyük ikrâm-ı ilâhî... Cenâb-ı Hak; bu kadar hikmetlerle, işaretlerle insana kendi azametini, kullarına olan lutfunu, diğer taraftan da bu âlemdeki fânîliği ve âhireti hatırlatıyor.

Bu âyeti hatırdan bir an bile çıkarmamak lâzım. Her gördüğümüz şey karşısında; kalbimiz; وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ (el-Enfâl, 2) sırrını yaşamalı, yani kalplerimiz titremeli, ürpermeli. Bu da kalplerin terfî ettiğini gösteren en bâriz alâmettir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları

İslam ve İhsan

HAKK’IN YEMİN ETTİĞİ NİMET

Hakk’ın Yemin Ettiği Nimet

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle