Gençliğe Örnek Portreler

4 ayda bir yayın faaliyetini sürdüren TDV-İstanbul Müftülüğü Din ve Hayat Dergisi 25. sayısı yayımlandı.

25. sayısını güncel bir meseleye "Gençlik" konusuna ayıran dergide özellikle popüler kültür, dünyevileşme vedinvehayat_kapak yabancılaşma kıskacında Gençlik meselesi değerlendiriliyor. Birbirinden önemli konuların ve yazarların yer aldığı derginin bu sayısında İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran "Ömrün En Bereketli ve En Tehlikeli Dönemi" yazısı ile Kur'an'dan ve İslâm Tarihinden önemli portreler ve sahneleri kaleme aldı. Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, "Kur'an'da Gençler" başlıklı yazısında ile Hz. Musa ve Hz. Yusuf'u konu edindi. Yrd. Doç. Dr. Fatımatüz Zehra Kamacı "Hz. Peygamberin Gençliği"ni, Prof. Dr. Bünyamin Erul ise "Hz. Peygamber ve Gençler"i kaleme aldılar.

Dosyada ayrıca "Popüler Kültür ve Din", Yrd. Doç. Dr. Bayram Sevinç; Popüler Kültür ve Gençlik, Prof. Dr. Mustafa Tekin; "Gençlik Yabancılaşma ve Din" Prof. Dr. Faruk Karaca; "Gençlerde Din ve Dünyevileşme" Prof. Dr. Asım Yapıcı; "Ergenlik Döneminde Ebeveynin Rolü" ise Prof. Dr. Behiye Alyanak tarafından kaleme alındı.

Bu sayıda gençliğe örneklik teşkil etmesi açısından Ashab-ı Kehf, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Abadile ve Fatih Sultan Mehmet portrelerine yer verildi.

Bu sayının mülakatları ise Prof. Dr. Kemal Sayar, Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Önder Arpacı, İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü İbrahim İlhami Koç ve Dr. Ayşe Hümeyra Ökten ile gerçekleştirildi.

Din ve Hayat Dergisi bu sayısında ve bundan sonraki sayılarda da devam etmek üzere "İstanbul Müftülüğü Arşivi" başlığıyla yeni bir bölüm açtı. Bu sayıda İsmail Necati Efendi, Çerkeş Şeyhizade Seyyid Ahmet Muhtar Efendi biyografileri yer alırken, 1924'ten başlamak üzere Gazetelerde İstanbul Müftülüğü taramaları bu sayıda da devam etmektedir.

Din ve Hayat Dergisi 26. sayısında "Namaz" başlığı ile yayınlanacak.

Ayrıntılı Bilgi: www.dinvehayatdergisi.com

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.