Gebelikte Parasetamol: Gerçekler ve Yanlış Algılar
Hamilelikte ağrı kesici kullanmak güvenli mi? Parasetamolün riskleri ve doğru kullanımı hakkında bilmeniz gerekenler neler?
Bir asır sonra “İnsan sağlığına en büyük katkısı, dünyayı terk etmesiyle oldu” dense akla ilk gelecek adam bugün mevcut ABD başkanı olur muhtemelen. Bilgisi olmayan konulara karışmasa desek, adamın hiç konuşmaması lazım.
HAMİLELİKTE AĞRI KESİCİ KULLANIMI: NE KADAR GÜVENLİ?
Beyefendinin aklına gelmiş şöyle bir beyanat vermiş;
“T….. almak iyi değil. Size söylüyorum, iyi değil. Bu nedenle, tıbbi olarak gerekli olmadıkça kadınların hamilelik sırasında T…. kullanımını sınırlamalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.”
Kastı neydi bilmiyoruz ama hedefine ulaşmış gibi gözüküyor. Çünkü hem etken maddeyi hem de onun üreticilerinden birini ciddi şekilde karaladı ama aslında suç unsuru olacak bir şey söylemedi. “Tıbbi olarak gerekli olmadıkça...” zaten tıbbi olarak gerekli olmayan şeye ilaç denmez. Doğal olarak da kullanmamak lazım.
“Aklıma gelmişken bir ağrı kesici içeyim” diyen bir kişinin başka dertleri olduğu tartışılmaz. İlaç dediğiniz şey sizin gibi insanlar tarafından, kimyasal maddeler kullanılarak üretiliyor. Hiçbirinin formülü Cebrail (as) tarafından verilmedi. Zemzemle de üretilmiyor. Yan etkisi olmayan bisküvi, şeker vs. gördünüz mü ki? Giderdiği dertle kıyaslanabilecek ölçüde yan etki, en baştan kabul ediliyor.
PARASETAMOL: YAN ETKİLERİ VE GEBELİKTE RİSKLER
Adı geçen molekül parasetamol, (ABD ‘de asetaminofen) bilinen tüm ilaçlar içinde neredeyse en az yan etkilisi. Yeni doğan dönemi dâhil her yaşta, uzun süredir kullanılıyor. Fizyolojinin değiştiği, zor geçen bir dönem olan gebelik her çeşit ağrıda artışa neden olur, bu da tıbbi destek gerektirir. Aklınıza gelen ağrı kesicilerden neredeyse tek güvenilir olanı da parasetamoldür.
Gebelikte ilaç kullanımı hekimlerinde en temkinli yaklaştığı konulardandır. Hamile hasta muayene eden her branştan hekim, reçeteyi yazınca mutlaka kadın doğumcunuza da danışın demeyi ihmal etmez. Onlar da en ufak bir şüphe halinde “olmaz” der geçer.
Çünkü risk öngörülemez ve çok can yakıcı olabilir. Zira “Thalidomide faciası” henüz zihinlerden silinmemiştir. İkinci dünya savaşı sonrası Almanya’da gebelikteki uyku bozukluklarını düzelten, bulantı- kusmayı geçiren mucizevi bir ilaç sürülür piyasaya. Kısa sürede dünyanın her köşesine yayılır. Türkiye’ye pahalı olduğu için giremeyen ilacın yan etkilerinin ciddiyeti kısa sürede anlaşılır.
Gebeliğin 21. gününde alınmışsa bebeğin doğduğunda gözü yok, 22. günde alınırsa kulakları hasarlı. 24. günde alındığında kollar oluşmuyor. 25. günde alındığında bacakları olmayan bir çocuk buluyorsunuz.
İlaç değil saatli bomba yani.
Kısa sürede mesele fark edilmiş. İlaç toplatılmış. Bu da herkese ders olmuş. Tedbirler sıkılaştırılmış, tekrarı olmamış çok şükür. Ama hekimler arasında bu olay darb-ı mesel olarak anlatıldığı için teyakkuz hali devam ediyor. “Gebelikte kullanımı uygundur” ruhsatı için kırk dereden su getirtiliyor. Firmalarda olası riski göze alamadıkları için bu saha -şimdilik- güvenilir duruyor.
Konumuza dönersek;
Siz “ağrıya katlanırım ilaç almam” diyorsanız hiç problem değil, Allah sabrınızı artırsın deyip geçilir. (Bu yorum sadece ağrı kesiciler için geçerli, mesela tansiyon düşürücü ya da antibiyotik gerekliliği halinde bu yorum yapılamaz.)
“Başımın ağrısından ölüyorum, ne uyku kaldı ne iştah” diyen hastamızın müstakbel evladıyla helalleşmesi gerekebilir.
Lüzumu halinde kullanılacak bir ağrı kesici zararlıdır demek için şu yol izlenmeli:
“… on yıl boyunca hastanemizde takip edilen 12.000 hamile bayandan altı bini parasetamol kullandı, altı bini kullanmadı. Dönüp baktık, parasetamol kullananların çocuklarında yüzde… oranında otizm tespit edildi. Kullanmayanlarda ise bu oran çok daha düşüktü. Diğer tüm şartları eşit olan gebeler üzerinde yaptığımız bu araştırmaya göre parasetamol kullanımı otizm riskini artırmaktadır.” Bu cümlenin başımızın üzerinde yeri var.
Her şeyi bilen adam, çıkıp “çok zararlı” diyor. Ülkesinin önemli bir sağlık bürokratı da “bir çalışma başlattık beş ay içinde rapor geliyor” diyor. Açıklama içinde bir de otizm meselesi var. Gerçekten otizm tanısı salgın boyutuna vardı. İnsanlar haklı olarak sebep arıyor. Konu uzun, sadece başlıklarına değinelim.
Eskiye göre farkındalık arttı; gerek ebeveyn gerekse hekimler konuya daha hâkim
Aile sağlığı merkezlerinde tarama ile tespit edilme oranları arttı.
Devletin sağladığı eğitim ve maddi destekler konunun belgelenmesini artırdı.
Gerçekten hastalığın görülme sıklığı da arttı. Ancak en önemli sebep “uyaran eksikliği” TV ve diğer ekran maruziyetleri. Tabi bu konu zülfü yâre dokunmak olduğu için konuşulamıyor. Konuşulsa da kimsenin işine gelmiyor. O zaman vuralım parasetamole.
Tüm bunların yanında parasetamolün bir handikapı; etki mekanizmasının henüz tam anlaşılamamış olması. Birkaç güçlü fikir var ama net değil.
Bu arada yukarıda aktarılanlar güncel tıbbi bilgilerdir. Yarın yeni ve olumsuz bir bilgiye ulaşılırsa hızlıca sizlerle paylaşırız.
Hâsılı kelam, hepimiz işimize bakalım. Kırk düşünüp bir konuşalım. Kulağımıza çalınan her şeyi ciddiye almayalım.
Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 477









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!