Fransa’da İslami Semboller Suç Unsuru Oldu

İslam düşmanlığının arttığı Fransa’da Müslümanlara ait obje ve sembolleri taşıyanlar suçlu ya da terör şüphelisi görülüyor. Bu bazen seccade, bazen Kur’an, başörtüsü, takke, şalvar ve Arapça kitap olabiliyor. Ülkede Türk bayrağı ya da Erdoğan fotoğrafı bulundurmak da riskli hale geldi.

5.7 milyon Müslümanın yaşadığı Fransa’da dini özgürlüklere tahammül kalmadı. Ülkede İslami semboller korku haline gelirken bu sembollerin kullanılması veya gösterilmesi suç unsuru oldu. Fransa’da sivil toplum mühendisliği öngören ve tepkilere rağmen Anayasa Konseyi’nde onaylanan “İslam Yasası” Müslüman düşmanlığına yasal dayanak oldu. Ülkedeki bu düşmanlık endişe verici.

İŞ YERLERİNİ DE İSLAMCI ETİKETİ ALTINA ALIYORLAR

Fransa’daki son durumu gazeteci Fatih Karakaya ile Strazburg merkezli Uluslararası Adalet için Eşitlik ve Barış Konseyi Genel Başkanı Ali Gedikoğlu Yeni Şafak’a değerlendirdi. “İslamcı kelimelerle yaftalıyorlar” diyen Karakaya, uygulamalar hakkında şöyle konuştu: “İş yerlerini de İslamcı etiketi altına alıyorlar. Nargile salonlarını ve barları İslamcı olarak algılıyorlar. Nargilenin İslam’la ne alakası var. Bu tür algılara giriyorlar.”

FRANSA’DA SUÇ UNSURU SAYILAN ŞEYLER

Baskının camileri aşıp mesleklere yöneldiğini anlatan Karakaya, “Bir dönerciye baskın yapmışlar, hiçbir şeyi yok. İş yerinin üst katında ‘vatandaşın giremeyeceği bir yerde seccade vardı’ diye açıklama yapıyor. Fransa’da ‘seccade, Kuran-ı Kerim, bayrak, başörtüsü, takke, Arapça kitap, şalvar, tesbih, Muhammed ismi, namaz kılmak’ artık suç unsuru sayılıyor.” açıklamasında bulundu.

Ali Gedikoğlu da “Ayrılıkçılık yasası kanunlaştıktan sonra yoğun bir şekilde yasanın verdiği imkanlarla yaygın bir şekilde camilere baskın düzenleniyor ve kapatılıyor” dedi. Ve ekledi, “Batı ’Allah-u Ekber’ tekbirinden bile korkar oldu. Başörtüsünü, sakalı sivriltiyorlar.”

Kaynak: Yeni Şafak

AVRUPA’DA İSLAMOFOBİ ARTIYOR

Avrupa’da İslamofobi Artıyor

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.