Eyüp Sultan Camiî Tarihi

Eyüp Sultan kimdir? Eyüp Sultan neden İstanbul’a geldi? Eyüp Sultan’ın kabri nasıl bulundu? Eyüp Sultan türbesi nerede? Eyüp Sultan Camisi ne zaman yapıldı? Eyüp Sultan Camisi nerede? İşte Eyüp Sultan hakkında bilinmeyenler...

Eyüp Sultan Camisi ve ilçesi, ismini Peygamber Efendimiz’in sahabisi Ebû Eyyüb el-Ensârî’den (r.a.) alır. Halk arasında “Eyüp Sultan” olarak meşhur olan ve şehre hakiki değerini veren bu güzide sahabi, caminin hemen yanıbaşındaki türbede medfundur. Sevgili Peygamberimizi Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde yaklaşık altı ay evinde misafir etmiştir. Eyüp Sultan Hazretleri, aynı zamanda Peygamber Efendimiz’in annesi tarafından akrabasıdır.

EYÜP SULTAN HAZRETLERİ NASIL VEFAT ETMİŞTİR?

Peygamber Efendimiz’in hadis-i şerifinde methettiği askerlerden olabilmek arzusuyla Emevilerin 668-669 yılında gerçekleştirdiği İstanbul kuşatmasına katıldı ve İstanbul surları önünde şehit oldu.

Şehit olmadan önce etrafındaki Müslüman askerlere vasiyette bulunarak mezarının surlara en yakın noktada kazılmasını istedi. İstanbul fethedilemediği takdirde kendilerinden sonra gelecek Müslüman askerler için kabrinin bir sınır taşı olmasını vasiyet etti.

EYÜP SULTAN’IN KABRİ NASIL BULUNMUŞTUR?

Defnedilmesinden sonra geçen yaklaşık sekiz asır içinde Eyüp Sultan Hazretlerinin mezarının yeri kayboldu. İstanbul’un fethinden sonraki günlerde Sultan II. Mehmet’in hocası Akşemsettin Hazretlerinin kerametiyle kabrin yeri keşfedidldi.

EYÜP SULTAN TÜRBESİ

Fatih Sultan Mehmet Han, hemen bu mezarın üzerine türbe inşa ettirdi. 1458 senesine gelindiğinde Sultan tarafından türbenin yanına cami, medrese, imaret ve hamam yaptırıldı. Fakat günümüze ulaşan cami bu değildir. Çünkü bu cami, 1766 senesinde meydana gelen depremde tamir edilemeyecek kadar büyük hasar gördü.

EYÜP SULTAN CAMİÎ TARİHİ

Dönemin padişahı Sultan III. Selim, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan ve depremde hasar gören cami yıktırılarak 1798-1800 yılları arasında yeni bir cami inşa edildi.

Eyüp Sultan Külliyesi’nin en önemli binası türbedir. Burada yatan kişinin şanına layık bir bina olması için türbeye son derece özen gösterildi. Türbe, sekizgen planlı ve tek kubbelidir. Türbe süslemelerinde kullanılan çiniler, 16. yüzyıl çinileridir ve çok değerlidir. Ahşap sandukanın simle işlenmiş yazılarla süslü örtüsü ve sandukanın önündeki saf gümüş şebeke bir sanat şaheseridir. Külliyenin hamamı, zamanımıza ulaşan en eski Osmanlı hamamıdır. Medrese ve imaret ise ne yazık ki günümüze ulaşamadı.

Eyüp Sultan Hazretlerine verilen büyük değerden ötürü birçok kimse, mezarının burada olmasını istedi ve aradan geçen asırlar içinde külliyenin etrafı türbe ve mezarlarla nakış nakış işlendi.

KILIÇ KUŞANMA MERASİMLERİ

Eyüp Sultan Külliyesi, Osmanlı tarihinde çok özel bir yere sahip oldu. Tahta yeni çıkan padişahlar için tertip edilen kılıç kuşanma merasimleri, hep Eyüp Sultan türbesinin önünde yapıldı. Bu devlet geleneği Fatih Sultan Mehmet ile başladı. Burada düzenlenen merasimde hocası Akşemsettin Hazretleri, Sultana kılıç kuşattı.

MÜSLÜMANLARIN BULUŞMA NOKTASI

Eyüp Sultan Camiî, yüzyıllardır hem İstanbul hem de diğer Anadolu şehirlerinden gelen mü’minler için çok önemli bir ziyaret yeridir. Yeni doğan bebekler getirilir, hayata burada merhaba der. Cenazesi bu camiden kaldırılanlar, hayatta bıraktıklarıyla burada vedalaşır. Sünnet olan çocukları görürsünüz burada. Bembeyaz gelinlikleri içinde hanım kızların huzurlu bir aile yuvası için ettikleri duaya âmin dersiniz… Velhasıl… Eyüp Sultan’da bir vakit namaz kılmadan yaşanan hayat, yaşanmış kabul edilemez.

EYÜP SULTAN CAMİÎ NEREDEDİR?  - HARİTA

EYÜP SULTAN FOTOĞRAFLARI

Eyüp Sultan Camiî ve Külliyesi

Eyüp Sultan Camiî Mezarlığı

Tokmaktepe Mezarlığı’ndan Eyüp manzarası, 1863

Osmanlı döneminde Eyüp Sultan

Eyüp Sultan Camiî avlusu

Eyüp Sultan Türbesi

Eyüp Tepesi'nden Haliç manzarası

Eyüp Sultan Camisi içi

Eyüp Sultan Camisi tavan süslemeleri

Mezar taşı ve Eyüp Sultan Camiî

EYÜP SULTAN KİMDİR?

Eyüp Sultan Kimdir?

İSTANBUL’DA GEZİLECEK YERLER

İstanbul’da Gezilecek Yerler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.