Evlerdeki Tehlikeye Dikkat!

Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Serkan Şener, "Kendimizi en güvenli hissettiğimiz yer olan evimizde hiç ummadığımız tehlikelerle karşılaşabiliyoruz. Özellikle çocuklu evlerde dikkatsizlik, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açıyor. Evlerde çocukları bekleyen tehlikeleri önceden bilmek ise bu sonuçları değiştirebiliyor" dedi.

Çocukları ev kazalarına karşı koruyacak tavsiyeleri ve yapılacak ilk yardım müdahalelerini 9 ana başlıkta toplayan Şener, bunlardan önemlisinin bebek düşmeleri olduğunu ifade ederek, "Acil servislere yüksek bir yerden veya yataktan düşme vakalarıyla sıklıkla getirilmektedir. Bunun nedeni, anne, baba veya bakıcı bebeği çoğunlukla yatağın üzerinde uyutuyor ve güvenli olsun ve düşmesin diye yanına yastık koyuyor. Ancak bu doğru bir yöntem değil. Bu noktada bebeğin düşmesini engelleyecek yandan koruyuculu ve korkuluklu bebek yatağı kullanılmalı. Eğer illa yatak dışında bir yerde yatırılması gerekiyorsa bu koltuk değil halı üzeri olmalıdır. Anne babalar bebeğin alt değişimi esnasında da dikkatli olmalıdırlar. Bebeklerini yerden yüksek bir yere koymamalarını ya da mutlaka yanlarından ayırmamalarını gerekir" dedi.

OCAKTAKİ YEMEKLERE DİKKAT!

Anne ve babaların özellikle ocak üzerinde pişen yemeğe dikkat etmeleri gerektiğini dile getiren Şener, "Yemek yaparken, herhangi bir şey kaynatırken, dört gözlü ocakların ön kısmı yerine arka gözleri tercih etmeye özen gösterin. Ayrıca yemeğinizi pişirdikten sonra soğuması için ocağın üzerine değil, çocuğun ulaşamayacağı bir yere koyun" dedi.

DETERJANLARI ÜST RAFLARA KOYUN!

Tuz ruhu, çamaşır suyu gibi kimyasalların orijinal şişeleri dışında su, meyve suyu ve süt gibi sık bilinen tüketilen ürün şişe ve kapları içinde saklamak ve erişilebilir yerde bulundurmanın sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de tehlikeli olduğuna değinen Şener, "Bu kimyasalları kazara içilmesi yemek borusunda ameliyatla onarılması gereken ve bazen de geri dönüşümsüz hasarlara yol açabiliyor. Çocuklar özellikle yürümeye başladıktan sonra her şeye daha kolay erişebiliyorlar. Ayrıca meraklı yapılarından dolayı temizlik malzemelerini kurcalayıp kapaklarını nasıl açacağını öğrenebiliyorlar" ifadelerini kaydetti.

Şener, o nedenle bu tür sıvıların saklandığı mutfak lavabosu altındaki dolaplardan mutlaka çocukların erişemeyeceği yerlere kaldırılması gerektiğini vurguladı. Şener, kimyasalları sık kullanılan bir içecek kabının içine koyma alışkanlığından kesinlikle vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi.

BANYO PASPASLARI KULLANIN

Banyoda kazaya neden olabilecek noktaların küvetin içi ve dışındaki ıslak zeminler ile seramik ve fayans kısımlar olduğunu belirten Şener, "Buralardaki kazalardan korunmak için kayganlığı engelleyecek plastik paspaslar ya da kuru tutmayı sağlayacak bez ve havlular kullanmak, çocuk ya da erişkinlerin düşmesine bağlı kafa travmalarını önlemede etkili oluyor. Banyosunda yüksek kenarlıklı küvet kullanan ailelerin de küvetin her iki tarafında da kullanılabilecek seyyar basamaklar veya tutamaçlı güvenlikli basamaklar kullanması tavsiye ediliyor."

UFAK CİSİMLERİ ORTADAN KALDIRIN

"Çocukların altıncı aydan itibaren başparmağını fonksiyonel olarak kullanmaya başlaması kıskaç hareketiyle ojeleri tutmaya başlaması, kavrama yeteneğini kazanması anlamına geliyor. Kavrama yeteneğinin kazanılması ile çocuk oral dönemde yani yeme içmenin daha ön planda olduğu dönemde her şeyi ağzına götürmek istiyor. Bu noktada evdeki her şeye onun gözüyle bakmaya ve etrafta ufak cisimler bırakmamaya dikkat edilmeli. Bebeklere özel sandalyelerle ve onların içi tarafına yerleştirilmiş yastıklarla etrafı korunaklı oyun parkları oluşturarak onlara güvenli oyun alanları oluşturulabilir" dedi.

EMZİRDİKTEN SONRA HEMEN YATIRMAYIN

Bebekleri emzirdikten sonra hemen yatırmak yerine gazını çıkarmanın, kusmuk veya mide içeriğinin hava yoluna kaçmasını engellediğini vurulayan Şener, "Çocuklarda ise solunum yolu tıkanmalarına yutulan yabancı cisimler neden oluyor. Örneğin 8 yaşın altındaki çocuklarda ses çıkmıyor, öksürmüyor ve morarma oluyorsa bu tam hava yolu tıkanıklığa işaret" açıklamasında bulundu. Şener, bu durumda yapılacak ilk müdahaleyi açıkladı: "Sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemeden 1 yaş altındaki bebeği karnının üzerine kolumuzun üstünde pozisyon verip çocuğu hafifçe öne eğip sırtına 5 kez sertçe vurmak gerekiyor. Yabancı cisim ancak ağız içerisinde görülüyorsa parmakla çekip çıkarmak gerekiyor. Eğer görünmüyorsa çocuğun ağzına parmak sokmak cismi daha da içeri ittirmeye sebep olabileceği için tehlikeli oluyor. Eğer yabancı cisim hala yoksa 5 kez daha aynı teknikle sırta vurup sonrasında Temel Yaşam Desteği uygulanmaya başlanabilir."

YANIKLARI SOĞUK SUYA TUTUN

Yanıklarda, öncelikle yanığa sebep olan maddenin cilt üzerinden uzaklaştırılması ve yanan bölgenin 10 dakika soğuk suyun altında tutulması gerektiğini söyleyen Şener, "Bunun tek istisnası eğer yanan madde cilde yapışmışsa uzaklaştırmaya çalışılmamalı. Sonra temiz bir bezle bölgenin üstü örtülmeli ve sağlık merkezlerine başvurulmalı. Sıcak gibi aşırı soğuk da yanığa sebep olacağından yanık bölgesine direk buz uygulamayın. Sık yapılan ilk yardım hatalarından biri; kırılan kemiği yerine oturtmaya çalışmak veya deri dışındaki kemik çıkıntılarını içeriye sokmaya çalışmak. Bu kişide daha fazla ağrıya sebep olacağı gibi yumuşak dokuda da hasarlara sebebiyet veriyor. Kırık eğer deri altında ise kapalı kırık olarak tanımlanıyor. Bu durumda torbanın içerisine yerleştirdiğiniz buzu temiz bir beze sararak soğuk müdahale yapabilirsiniz. Ancak açık yara bulunan kırıklarda, kişi yara üzerine temiz bir bez örterek sağlık merkezine ulaştırılmalı."

BAŞINI ARKAYA ATMAYIN

"Burun kanamalarında baş öne eğilmeli ve kemiğin bitip kıkırdağın başladığı noktaya başparmak ve işaret parmağı ile beş dakika bastırılmalı. Kemiğin başladığı yere soğuk uygulama yapmak, burun damarlarının büzüşüp kanama miktarının azalmasına yardım ediyor. Hala kanama devam ediyorsa buruna basılı tutarak, en yakındaki bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı" dedi.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.