Eğitimcilik, Bir Peygamber Mesleğidir

En kıymetli sanat olan insan yetiştirmenin önemi nedir? İslam'da eğitimciliğin önemi nasıl vurgulanıyor? Peygamberimizin (s.a.v) en belirgin mucizesi nedir? İyi bir eğitimci olmak için nelere dikkat etmeliyiz?

Mahlûkat içinde eğitime en çok muhtaç olan, insandır. Hayatta en zirve sanat da, insan yetiştirmektir. Cenâb-ı Hak peygamberleri, en büyük insan terbiyecileri olarak göndermiştir. Dolayısıyla denilebilir ki; “eğitimcilik, bir peygamber mesleğidir.”

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberdir. O, hiçbir beşerden ders almadı. O’nun yegâne muallimi Cenâb-ı Hak oldu. Nitekim; “Beni Rabbim terbiye etti, terbiyemi de pek güzel kıldı.” buyuruyor. (Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 12)

Daha sonra Cenâb-ı Hak, bütün yeryüzünü Efendimiz’e bir okul, bütün insanlığı da O’na talebe eyledi. Efendimiz de, ümmetini bu ilâhî terbiye ile yetiştirdi. Bütün beşeriyetin muallimi oldu. Bugünkü psikoloji, pedagoji, sosyal-antropoloji vs. insana hitap eden, insan rûhunu tahlil eden ne kadar ilim varsa, onların hepsinde zirveyi teşkil etti.

İslâm hukuk metodolojisinin meşhur sîmâlarından Karâfî der ki:

“Şâyet Rasûlullah Efendimiz’in hiçbir mûcizesi olmasaydı, yetiştirdiği ashâb-ı kirâm O’nun nübüvvetini ispata kâfî gelirdi.”

Hakîkaten her sanatkârın mahâreti, eserinden anlaşılır. Yarı vahşi câhiliye insanından fazîletler medeniyeti inşâ eden bir asr-ı saâdet toplumu yetiştirmiş olması da gösteriyor ki, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- insanlığın gördüğü en mükemmel eğitimcidir. Ashâb-ı kirâmın gönül terbiyesini, bugün hangi pedagog, hangi psikolog verebilir?..

Hak dostları da bu nebevî terbiyenin zamana yayılmış zirve temsilcileridir. Onlar da büyük kitlelerin nebevî ahlâk ile yetişmelerine vesîle olmuşlardır.

Bir mütefekkir der ki:

“Yeryüzünde iyi bir muallim olmak isterseniz gökyüzünün talebesi olmalısınız.”

Yani ömür boyu vahyin talebesi olarak Kur’ân ve Sünnet istikâmetinde hem yaşayacak hem de yaşatacaksınız. Ancak o zaman talebeliğin en tatlı meyvelerini toplar ve gerçek muallimlerden olabilirsiniz.

Nasıl ki öğretmenlik, ciddî bir eğitim isterse, öğretmenler de hayat mektebinin bir öğrencisi mevkîindedirler. Yani herkes son nefesle ilâhî huzura çıkacak ve karne alacak bir öğrenci durumundadır.

Bunun içindir ki Mehmed Akif, ideal bir eğitimciyi şöyle tarif eder:

Muallimim diyen olmak gerektir îmanlı,

Edepli, sonra liyâkatli, sonra vicdanlı…

Yani bir muallim, her şeyden önce “îmanlı” olacak; yüreğinden rahmet taşıracak.

“Edepli” olacak; örnek bir karakter ve şahsiyet inşâ edecek.

“Liyâkatli” olacak; mes’ûliyet şuuruyla kendini iyi yetiştirip vazifesinin ehli olacak.

“Vicdanlı” olacak; merhamet, şefkat, fedakârlık gibi fazîletlerle insanlığını tescil ettirecek.

Velhâsıl eğitimcilik, samimî bir fedakârlık mesleğidir. Bir eğitimci, ne kadar ibadet heyecanıyla dersine girerse o nisbette müsbet bir tesiri olur.

Bunun içindir ki kendisini dîne, vatana, millete adayan, bütün bir sath-ı vatanı okul sayan ve ardında “yetişmiş insan” mirası bırakan kıymetli eğitimciler, ömürlük bir teşekküre lâyıktırlar…

Kaynak: osmannuritopbas.com

PEYGAMBERİMİZİN 42 EGİTİM METODU

Peygamberimizin 42 Eğitim Metodu

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN YETİŞTİRDİGİ ÖGRETMEN VE TEBLİGCİLER

Peygamber Efendimiz’in Yetiştirdiği Öğretmen ve Tebliğciler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.