Dua Konuları Nelerdir? - İnsan Hangi Konularda Dua Edebilir?

Dua konuları nelerdir? İnsan hangi konularda dua edebilir? Başka bir ifade ile her alanda dua edebilir miyiz?

İnsan hangi konularda dua edebilir? Başka bir ifade ile her alanda dua edebilir miyiz? Kur’ân’a ve hadislere baktığımızda dua konularını şöyle sıralayabiliriz:

  • İman ve hidayet üzere kalma, hayır ve sâlih ameller işleyebilme isteği.

Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.); “Kalbimi dinin ve itaatin üzerine sabit kıl, Senden hidayet ve takva isterim, ahlâkımı güzelleştir” diye dua et-

miştir. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 900; Tirmizî, De’avât, 30)

  • Dünya ve ahiret ile ilgili maddî ve manevî nimetler, beden ve ruh sağlığı, dünya ve ahiret mutluluğu, kişisel ve sosyal güvenlik isteme.

Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.); Allah’tan cenneti, bildiği ve bilmediği her türlü hayrı, dünya ve ahirette iyilik, güzellik ve nimetler vermesini

istemiştir. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 868-869, 886)

  • İşlenen günahların affını isteme.

Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.); yüce Allah’tan gizli ve aşikâr, kasıtlı veya kasıtsız, bilerek veya bilmeyerek yaptığı hata ve günahlarının bağışlanması için dua etmiştir. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 899, 901, 928, 954–958)

  • Dünyada borç, darlık, güçsüzlük, sıkıntı ve üzüntü gibi her türlü musibetlerden, istenmeyen durumlarla karşılaşmaktan, şeytanın düş-manlığı, nefsânî arzular, kin ve hasetten korunma isteği,

Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.); bildiği ve bilmediği bütün şerlerden, ölüm ve hayat fitnesinden, cimrilikten, korkaklıktan, fakirlik ve zilletten, açlıktan ve hainlikten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, acizlikten ve tembellikten, bela ve kazalardan, düşmanın istilasından ve zarar vermesinden, hastalıklardan ve aklın zayi olmasından, katı kalplilikten, gafletten, küfür, nifak, riya ve gösterişten Allah’a sığınmıştır. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 869, İstiâze, 999-1003, 1009-1010, 1016-1030)

  • Ahirette cehennem ve azabından korunma isteği.

Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.); “Kabir ve cehennem azabından Allah’a sığınırım” (İbn Hıbbân, İstiaze, No: 999) diye dua etmiştir.

İnsan, meşru olan her konuda, maddî ve manevî, dünyevî ve uhrevî her hususta dua edebilir. Nitekim Peygamberimiz;

Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabb’inden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin (Ebû Ya’lâ, Zikir ve Dua, No:1089; Tirmizî, De’avât,137) buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.s.);

Allah’ım! Bütün işlerde akıbetimizi güzel eyle ve bizi dünyada rezil olmaktan koru (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 949) diye dua ederek bize örneklik etmiş ve Allah’tan istenen şeylerin en hayırlısının dünya ve ahirette af ve afiyet istemek olduğunu bildirmiştir:

Bir sahâbî Hz. Peygambere gelmiş ve ‘Ey Allah’ın elçisi! En faziletli dua hangisidir?’ diye sormuş, Hz. Peygamber de; ‘Dünya ve ahirette Allah’tan âfiyet (sağlık, huzur, güven), af ve bağış iste’ buyurmuştur. İkinci gün gelip, ‘Ey Allah’ın elçisi! En faziletli dua hangisidir?’ diye sormuş, Hz. Peygamber aynı cevabı vermiştir. Üçüncü gün gelip, ‘Ey Allah’ın elçisi! En faziletli dua hangisidir?’ diye sormuş, Hz. Peygamber yine aynı cevabı vermiş ve ‘dünyada sana âfiyet verilir, aynı şekilde ahirette de âfiyet verilirse, kurtuluşa erersin’ buyurmuştur.” (Tirmizî, De’avât, 89)

Peygamberimizin hadislerinde hayatın doğum, ölüm ve yolculuk gibi önemli olayları; ibadet, yeme, içme, giyinme, yatma, uyuma, uyanma, evden çıkma, bir nimet ve musibet görme gibi tabiî olaylar ve günlük hayat dua konusu edilmiştir.

Dînen haram, yasak ve günah olan konularda dua edilmez. (bk. İbn Ebî Şeybe, Dua, 132, No: 29811)

İslam ve İhsan

DUA NASIL YAPILMALI?

Dua Nasıl Yapılmalı?

KİMLERİN DUASI KABUL OLUR?

Kimlerin Duası Kabul Olur?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.