Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’tan Berat Gecesi Mesajı

İslam aleminin Berat Gecesi’ni tebrik eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Bu mübarek gece hürmetine milletimizi ve insanlığı her türlü kederden berî kılmasını, bizi günah yüklerinden arınmış gönüllerle Ramazan ayına kavuşturmasını Yüce Rabbimiz’den niyaz ediyorum.” dedi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, bu gece idrak edeceğimiz Berat Gecesi hakkında mesaj yayınladı.

Yüce Rabbimizin sonsuz merhametinin, af ve mağfiretinin yeryüzüne tecelli ettiği Berat Gecesi’ni bu gece hep birlikte idrak edeceğiz inşallah.

RAMAZAN AYININ HABERCİSİ

Ramazan ayının habercisi olan Berat Gecesi, hızla akıp giden hayatın, sonu gelmez isteklerini dizginleyerek hatalardan kaçınmak, günahlardan arınmak için bir muhasebe gecesidir. Tutum ve davranışlarımıza çekidüzen vererek varoluş sebebimizin ve yaratılış gayemizin idrakiyle Allah’ın rızasını kazanacak amellere yönelme gecesidir. Bu gece, kulluk bilinciyle Rabbimizin sonsuz merhametine sığınarak engin mağfiretine mazhar olmak için önemli bir vesiledir.

Hiç şüphesiz Cenab-ı Mevla’nın af ve mağfireti, şefkat ve merhameti bütün mahlûkatı kuşatmaktadır. Ancak, her insanın beratı kendi niyetine bağlı ve nasibi gayretinde gizlidir. O halde kalbimizi karartan, ruhumuzu daraltan ve hayatımızı zorlaştıran her türlü olumsuzluklardan uzaklaşmak, ihlas ve samimiyetle kulluk sorumluluklarımızı yerine getirmek, geleceğimize istikamet belirlemek ve ebedi azaptan beratımızı sağlamak bizim elimizdedir. Bu geceyi kurtuluş ve manevi yükselişimiz için yeni bir milat kılmalıyız.

Bizler, kendi günah ve hatalarımızdan arınmayı istediğimiz kadar dünyayı çepeçevre saran kötülüklerin bitmesi, iyilik ve güzelliklerin tüm insanlığı kuşatmasının da gayreti içinde olmalıyız. Başta milletimiz ve ümmet birliğimiz olmak üzere bütün insanlığı hak, hakikat, adalet ve merhamet ekseninde buluşturmanın çabası içinde olmalıyız. Zira bugün, bireysel savrulmaların toplumsal kırılmalara sebep olduğu bir dünyada, yalnızlık girdabında boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, krizlerin, savaşların ve bunalımların cenderesinde varoluş mücadelesi veren insanlık, bir çıkış kapısına ve bir kurtuluş yoluna muhtaçtır. Birlik beraberliği, aile bağlarını, toplumsal huzuru ve barışı tehdit eden olayların ve her türlü şiddetin yaşandığı bir zamanda Berat Gecesi, insanın kendisiyle yüzleşmesinin, tövbe ve istiğfarla günahlardan arınarak dua ve ibadetle Yüce Yaratıcı’ya yaklaşmasının imkânını sunmakta ve daha güzel bir geleceğin kapısını aralamaktadır.

“BANA DUA EDİN SİZE CEVAP VEREYİM”

Bu gece, “Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)” buyuran Rabbimize pişmanlık gözyaşları içinde yakaralım. Bütün benliğimizle “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” niyazıyla Rabbimizin engin mağfiretine iltica edelim. Rasul-i Ekrem Efendimizin müjdesinden biliyoruz ki Cenab-ı Allah, bu gece içtenlikle yapılan duaları kabul edecek ve kendisinden bağışlanma dileyenleri affedecektir.

Bu vesileyle aziz milletimizin ve tüm âlem-i İslam’ın mübarek Berat Gecesi’ni tebrik ediyorum. Dua, zikir, ibadet ve taatle ihya edeceğimiz Berat Gecesi’nin daralan kalplerimize, bunalan zihinlerimize bir kandil olmasını temenni ediyorum. Bu mübarek gece hürmetine milletimizi ve insanlığı her türlü kederden berî kılmasını, bizi günah yüklerinden arınmış gönüllerle Ramazan ayına kavuşturmasını Yüce Rabbimiz’den niyaz ediyorum.

Prof. Dr. Ali Erbaş

Diyanet İşleri Başkanı

İslam ve İhsan

BERAT GECESİ NEDİR?

Berat Gecesi Nedir?

BERAT GECESİ NASIL İBADET EDİLİR?

Berat Gecesi Nasıl İbadet Edilir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.