Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi

Osmanlı’nın ilk çarşılarından olan Bursa’nın Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, 7 asırlık tarihiyle kentin en hareketli ticaret merkezi konumunda bulunuyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında alınan “Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” miras alanı, Orhangazi Külliyesi ve çevresini kapsayan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar (I. Murad), Yıldırım (I. Bayezid), Yeşil (I. Mehmed) ve Muradiye (II. Murad) külliyeleri ile tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık Mahallesi olmak üzere 6 bileşenden oluşuyor. Bu bileşenler içinde yer alan Hanlar Bölgesi, tarih boyunca önemli bir ticaret kenti niteliğindeki Bursa’da perakende ticaretin merkezi olma konumunu koruyor.

BURSA HANLAR BÖLGESİ

Hanlar Bölgesi, tarihi Ulu Cami çevresinde Bursa’nın fethinin ardından peyderpey yapılan 16 han, arasta, bedesten, pazar yerleri ve iç içe geçmiş çarşıları kapsıyor.

İrili ufaklı 4 bin iş yerinin yer aldığı bölge, özellikle Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin ardından yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından ziyaret edilen Kozahan’ın da bulunduğu Hanlar Bölgesi’ne gelenler, Bursa’ya özgü hediyelikler ile ipek ürünlere ilgi gösteriyor.

ORHAN BEY TARAFINDAN KURULDU

Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Başkanı Muhsin Özyıldırım, bölgenin Osmanlı devletinin ilk kurulan, en büyük ve en eski çarşısı olduğunu söyledi.

Kentin 1326’da Orhan Gazi tarafından fethedildiğini hatırlatan Özyıldırım, onun hisardan ibaret küçük bir kasaba olan Bursa’nın büyümesi düşüncesiyle ilk harcı Hanlar Bölgesi’ne attığını ifade etti.

Orhan Gazi’nin ilk yaptırdığı binalardan Emir Han, Orhangazi Camisi ve Orhangazi Hamamı’nın ayakta kaldığını aktaran Özyıldırım, “Orhan Gazi’nin kurduğu, 1338-1339’da yaptırılan külliyenin içinde bir medresenin olduğunu biliyoruz. İmarethanenin olduğu yerde şu anda tarihi Büyükşehir Belediyesi binası var.” dedi.

Özyıldırım, daha sonra gelen padişahların da Hanlar Bölgesi’ne yeni binalar kazandırdığını anlattı.

Murad Hüdavendigar’ın Kapan Han ile Nalıncılar Hamamı’nı, Yıldırım Bayezid’in Bedesten ile Ulu Cami’yi yaptırdığını dile getiren Özyıldırım, “Diğer padişahlar da muhtelif han ve arastalar yaptırıyorlar. Çarşı bölgesi; hanların, arastaların, bedestenlerin ve pazar yerinin buluşmasıyla bugün 450 bin metrekarelik geniş bir alanı kapsıyor. Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeyi başarmış harika bir tarihi ve kültürel miras.” diye konuştu.

“BU BÖLGE TİCARETİN KALBİNİN ATTIĞI YER”

Özyıldırım, bölgenin eskiden olduğu gibi bugün de hala canlılığını koruduğunu ve işlevini devam ettirdiğini belirtti.

Türkiye’nin kültürel miras bakımından zenginliğine dikkati çeken Özyıldırım, şunları kaydetti:

“Çarşılarımız hala ticaretini dolu dolu yapıyor. Dünya Kültürel Miras Listesi’ne girebilmenin de ayrı bir kıymeti var. Biz bu çarşı bölgesinin mensuplarıyız. Bölge 16’sı han, diğerleri çarşı, arasta, bedesten ve hatta çarşılı köprü olan Irgandı’dan oluşuyor. Bu bölge topyekun ticaretin kalbinin attığı yer. Geçmişte burada toptan üretim varken şu anda toptan üretim azaldı, perakende bütün hızıyla devam ediyor.”

Özyıldırım, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliğinin, bölgedeki irili ufaklı 42 han, arasta ve bedestenin yöneticileri tarafından kurulduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

 

BURSA’DA BİR ÇINAR VARDI

Bursa’da Bir Çınar Vardı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.