Bain Talak Ne Demek?

Bain talak (boşama) nedir?

Kocaya boşadığı eşine ancak yeni bir nikâhla dönme imkânı veren boşama türüdür. Boşama üçüncü kez olmuşsa, buna büyük ayrılık (beynûnet-i kübrâ) denilir ki artık kadın başka birsiyle geçerli bir evlilik yapıp, bu ikinci evlilik ve buna bağlı iddet süresi sona ermedikçe, yeni bir nikâhla da dönme imkânı bulunmaz. Açık sözcüklerle ve normal olarak yapılan boşanmalar ricî nitelikli iken, bunların dışında kalan ve hakkında bain talak olduğuna dair nass (ayet-hadis) bulunan talaklar, kesin boşama çeşidine girer.

BAİN (KESİN) TALAK ÇEŞİTLERİ

Bâin (kesin) talak çeşidine giren boşamalar şunlardır: Nikâhtan sonra, cinsel birleşme olmadan önce meydana gelen boşamalar,[1] tarafların bir bedel üzerinde anlaşarak boşanmaları (muhâlea)[2] veya kocanın üçüncü boşama hakkını kullanarak yaptığı boşamalar[3] bâin talaktır. Bunların dışında Hanefîler’e göre, kocanın kinâyeli sözlüklerle veya şiddet ve aşırılık ifade eden kelimelerle yaptığı boşamalar da bâin talak niteliğindedir. Şâfi ve Hanbelîler’e göre ise bu tür boşamalar ric’î talak sayılır.

Bâin boşamada evlilik derhal sona erer ve kadın üç hayız süresince iddet bekler ve kadın iddet nafakası alır. Teslim alınmayan mehir peşine dönüşür. İddet içinde eşlerden birisi ölürse diğeri ona mirasçı olamaz. Ancak ölüme götüren bir hastalığa yakalanan kimse eşini boşar ve eşi iddet beklerken ölürse, boşama hakkını kötüye kullandığı kabul edilerek kadın mirasçı olur. Ahmed İbn Hanbel’e göre, ölüm hastası koca iddetten sonra da ölse, kadın evlenmediği sürece ona mirasçı olur. İmam Mâlik’e göre ise, bu durumdaki kadın evlenmiş olsa bile ilk kocasına mirasçı olur.

Boşama, Kur’ân ve sünnette belirlenen usûle göre yapılıp yapılmamasına göre sünnî ve bidî talak olarak ikiye ayrılır.

Dipnotlar:

[1]. Ahzâb, 33/49. [2]. Bakara, 2/229. [3]. Bakara, 2/230.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları

BAİN TALAK NEDİR?

Bain Talak Nedir?

İSLAM’A GÖRE EVLİLİGİ SONA ERDİREN DURUMLAR

İslam’a Göre Evliliği Sona Erdiren Durumlar

İSLAM’DA BOŞANMA VE SONUÇLARI

İslam’da Boşanma ve Sonuçları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.