Baba Semmasi Hazretleri’nin Emir Külal’a (k.s.) Vasiyeti

Baba Semmâsî Hazretleri’nin, halîfesi Seyyid Emîr Külâl Hazretleri’ne ne/kimi vasiyet etmiştir? Baba Semmâsî Hazretleri, Seyyid Emîr Külâl’e (k.s.) şunu vasiyet etmiştir...

Rivayet odur ki:

BABA SEMMASİ HAZRETLERİ’NİN EMİR KÜLAL’E (K.S.) VASİYETİ

Bahâüddîn Nakşibend Hazretleri’nin doğumuna yakın bir zamanda Baba Semmâsî rahmetullâhi aleyh müridleriyle birlikte Kasr-ı Hinduvân köyünden geçmiş ve yanındakilere:

–Bu topraktan bir yiğit kokusu geliyor! Yakında burası Kasr-ı Ârifân olacak!” demişti.

Bir müddet sonra, Baba Semmâsî rahmetullâhi aleyh yine arkadaşlarıyla Kasr-ı Hinduvân’a uğradığında şöyle buyurdu:

- O koku fazlalaştı. Hiç şüphem yok ki o yiğit dünyaya gelmiş ve bu yokluk yurdunu teşrif etmiş olmalı!

Bu müjdenin üstünden henüz üç gün geçmişti ki dedesi, Bahâüddîn’i alıp, mübârek nazarlarıyla bereketlenmesi için Muhammed Baba Semmâsî Hazretleri’nin yanına getirdi. Semmâsî Hazretleri:

- Bu benim oğlumdur, biz bunu kabûl ettik” dedikten sonra, yanında bulunan sûfîlere şöyle buyurdu:

- Bir müddettir kokusunu aldığımız bu yiğit, yakında zamanın kutbu ve tarîkatin önderi olacaktır!

Bu işaretten sonra halîfesi Seyyid Emîr Külâl Hazretleri’ne dönerek:

- Oğlum Bahâüddîn’e şefkat gösteresin, sakın terbiyesini ihmâl etmeyesin! Eğer bu hususta kusur gösterirsen sana hakkımı helâl etmem!” buyurdu.

Emîr Külâl rahmetullâhi aleyh hemen ayağa kalkıp ellerini göğsünün üzerine koyarak büyük bir hürmetle:

- Hocamın vasiyetinde kusur edersem nâmerdim, dedi.

Belli bir olgunluğa erdikten sonra, Emîr Külâl rahmetullâhi aleyh oğlu Emîr Burhân’ın terbiyesini Nakşibend Hazretleri’ne havâle etti ve onun irşada ehil olduğunu bizzat görmek istedi. Nihâyetinde Nakşibend Hazretleri’nin mânen yüksek bir mertebeye ulaştığını ve onda daha fazla yükselme kabiliyeti olduğunu gören Emîr Külâl rahmetullâhi aleyh bir gün:

- Oğlum Bahâüddîn! Muhterem üstâdımın sizin hakkınızdaki tavsiyesini tam olarak yerine getirdim buyurdu. Sonra da sadrına işaret ederek sözlerine şöyle devam etti:

- Sadrımda ne varsa size ilkâ ettim. Artık rûhâniyet kuşunuz beşeriyet yumurtasından çıktı. Himmet kuşunuz yükseklerde uçmaktadır. Size izin veriyorum, her kimden rûhânî bir koku alırsanız onunla alâkadar olunuz ve himmetiniz icabı ondan istifâde etmeyi ihmâl etmeyiniz!

Kaynak: Mehmet Lütfi Arslan, Marifet Meclisleri, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

MUHAMMED BABA SEMÂSÎ HAZRETLERİ KİMDİR?

Muhammed Baba Semâsî Hazretleri Kimdir?

SEYYİD EMİR KÜLÂL HAZRETLERİ’NİN SOHBETİ

Seyyid Emir Külâl Hazretleri’nin Sohbeti

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.