Arakan İçin Büyük Seferberlik

Dünya Müslüman Alimler Birliği, Myanmar ordusunun saldırılarına maruz kalan Arakanlı Müslümanlara imkanlar dahilinde destek çıkmanın farz olduğu yönünde fetva yayımladı.

Dünya Müslüman Alimler Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada, bütün Müslümanların Myanmar’da şiddet ve katliama maruz kalan din kardeşlerine destek çıkmasının farz olduğu belirtilerek, yarınki Cuma hutbesinin konusunun “Arakanlı Müslümanlara destek olması” çağrısı yapıldı.

İSLÂM DÜNYASINA ARAKAN İÇİN YARDIM ÇAĞRISI

İslâm dünyasındaki devlet yöneticilerinin, Müslümanlara karşı şiddet uygulayanlara ekonomik ve siyasi boykot girişimlerinde bulunmaya çağrıldığı açıklamada, hayır kuruluşlarının gereken yardımları acil olarak bölgeye ulaştırması talep edildi.

Açıklamada ayrıca, basın-yayın organlarının ve din alimlerinin de Arakan konusunda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi istendi.

“ARAKAN'DAKİ MÜSLÜMANLAR BİZİM DİN KARDEŞİMİZDİR”

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali el-Karadaği ise yaptığı açıklamada, Arakanlı Müslümanların (Rohingya) kurtarılması için çağrıda bulundu. Yarınki Cuma hutbelerinin konusunun “Arakanlı mazlum savunmasız siviller” olması gerektiğini vurgulayan Karadaği, Cuma namazından sonra dayanışma gösterileri düzenleme çağrısı yaptı.

Binlerce insanın katledildiği ve göçe zorlandığı Arakan’daki durumun, bütün dünya için utanç kaynağı olduğunu vurgulayan Karadaği, şu çağrıda bulundu: “Arakan’daki Müslümanlar bizim din kardeşlerimizdir. Acımasız katliamlara maruz kalan Arakanlı Müslümanları kurtarın.”

Kaynak: AA

 

 

ARAKAN TARİHİ

Arakan Tarihi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • islam birligi kurulup dünyada cihada cikmadiktan sonra bu zulüm bitmez .

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.